Yıllar önce bir ceza aldınız. Cezanız bitti, belki para cezasını ödediniz, belki erteleme süresini sorunsuz geçirdiniz. Sonra bir iş başvurusunda, bir ruhsat işleminde ya da memuriyet sınavından sonra o eski dosya yeniden önünüze çıktı.

Bu noktada herkes aynı soruyu soruyor: "Sabıka kaydım ne zaman silinir, sildirmek için ne yapmam gerekir?"

Sorunun cevabı tek cümle değil, çünkü ortada bir değil iki ayrı kayıt var: adli sicil kaydı ve arşiv kaydı. Birincisi görece kolay ve hızlı kapanır. İkincisi ise suçun türüne göre beş yıl da sürebilir, otuz yıl da. Üstelik başvurunun nereye yapılacağı konusunda mahkemelerin bile hata yaptığı, Yargıtay'ın bu hataları kanun yararına bozduğu bir alandan söz ediyoruz.

Aşağıda 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun güncel metni ve Yargıtay kararları üzerinden sırasıyla şunları anlatıyorum: iki kayıt arasındaki fark, sicile neyin yazılıp neyin yazılmadığı, silinme süreleri, yasaklanmış hakların geri verilmesi, memuriyete etkisi ve başvuru yolu.

Adli Sicil Kaydı ile Arşiv Kaydı Aynı Şey Değildir

Halk arasında ikisine birden "sabıka kaydı" deniyor. Hukuken iki ayrı aşamadır:

  • Adli sicil kaydı: Kesinleşmiş mahkûmiyetin tutulduğu güncel kayıttır. Cezanın infazı sürerken ve tamamlanana kadar burada durur.
  • Arşiv kaydı: Adli sicilden silinen bilginin aktarıldığı ikinci kayıttır. Kayıt adli sicilden çıkar ama yok olmaz; arşive alınır ve kanundaki süre dolana kadar orada kalır.

Kanun bu geçişi açıkça tarif eder. 5352 sayılı Kanun m. 9'a göre adli sicildeki bilgiler belirli hâllerde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce "silinerek, arşiv kaydına alınır." Yani adli sicil kaydının silinmesi, kaydın tamamen ortadan kalkması anlamına gelmez. Asıl silinme, arşiv kaydının silinmesidir ve m. 12'de ayrıca düzenlenmiştir.

İki kayda kimlerin ulaşabileceği de farklıdır. Adli sicil bilgileri, kullanılış amacı belirtilerek ilgili kişiye, vekâletnamede açıkça yetki verilmiş vekiline, kamu kurum ve kuruluşlarına ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına verilebilir (m. 7). Arşiv bilgileri ise daha dar bir çevreye açıktır (m. 10): kişinin kendisi veya vekili, bir soruşturma ya da kovuşturma kapsamında Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim ve mahkemeler, yetkili seçim kurulları ve özel kanunlarda gösterilen hâllerde ilgili kamu kurum ve kuruluşları.

Son ibare önemlidir. Memuriyet gibi özel kanunla şart aranan alanlarda kurum arşiv kaydınıza da bakar. Buna aşağıda döneceğim.

Sicile Ne Yazılır, Ne Yazılmaz?

Silme sürelerine geçmeden önce, kaydınızın gerçekten var olup olmadığını bilmek gerekir. Çünkü uygulamada "sabıkam var" diye gelenlerin bir kısmının adli sicilinde hiçbir kayıt bulunmuyor.

Adli sicile kaydedilenler (m. 4), Türk mahkemelerince verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleridir. Bu kapsamda hapis cezası, ertelenmiş hapis cezası ve denetim süresi, adli para cezası, kısa süreli hapis yerine uygulanan seçenek yaptırımlar ve belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin kararlar kayda girer.

Adli sicile kaydedilmeyenler (m. 5) ise şunlardır:

  • Disiplin suçlarına ve sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyetler,
  • Disiplin veya tazyik hapsine ilişkin kararlar,
  • İdari para cezaları. Trafik cezası ya da Kabahatler Kanunu'ndan kesilen bir ceza sabıka kaydı oluşturmaz.

En çok karıştırılan iki kurum için kanunda ayrı bir hüküm var. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları, m. 6 uyarınca bunlara özgü ayrı bir sisteme kaydedilir ve ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından istenmesi hâlinde verilir. Yani HAGB kararı, iş başvurusu için aldığınız adli sicil belgesinde görünmez. Görünmemesi kaydın hiç tutulmadığı anlamına da gelmez: yeni bir soruşturmada savcı ve mahkeme bu kaydı görür.

Beraat ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ise zaten mahkûmiyet değildir; adli sicile konu olmazlar.

Adli Sicil Kaydı Ne Zaman Silinir?

Kanun m. 9/1 dört hâl sayar. Adli sicildeki bilgiler;

  • a) Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması,
  • b) Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık,
  • c) Ceza zamanaşımının dolması,
  • d) Genel af

hâlinde Genel Müdürlükçe silinerek arşiv kaydına alınır.

Pratikte en sık işleyen hâl birincisidir. "İnfazın tamamlanması"nın ne zaman gerçekleştiği ceza türüne göre değişir:

  • Hapis cezasında infazın tamamlandığı tarih esas alınır. Koşullu salıverilme ile tahliye olmak tek başına infazın bittiği anlamına gelmez; kanun koşullu salıverilme kararını ve hapis cezasının infazının tamamlandığı hususunu ayrı ayrı kaydeder (m. 4/1-a).
  • Adli para cezasında ceza ödenerek infaz edilir. Ödenmeyen para cezası infaz edilmiş sayılmaz ve kayıt adli sicilde durmaya devam eder.
  • Ertelenmiş hapis cezasında denetim süresinin yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli geçirilmesiyle ceza infaz edilmiş sayılır (m. 4/1-b).

İki özel durum daha var. İlgilinin ölümü hâlinde adli sicil bilgileri tamamen silinir (m. 9/2). Türk vatandaşları hakkında yabancı mahkemelerce verilen hükümler için de m. 9/3'te ayrı bir usul öngörülmüştür.

Arşiv Kaydı Ne Zaman Tamamen Silinir?

Asıl soru budur ve cevabı m. 12/1'dedir. Süre, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren işler. Kanun mahkûmiyetleri ikiye ayırır.

Genel kural: beş yıl

Aşağıdaki özel gruba girmeyen bütün mahkûmiyetler bakımından arşiv kaydı, arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle tamamen silinir (m. 12/1-c).

Hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetler: on beş yıl veya otuz yıl

Anayasa'nın 76. maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından süre çok daha uzundur (m. 12/1-b). Arşiv kaydı, arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren;

  • yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa on beş yıl,
  • bu karar alınmamışsa otuz yıl

geçmesiyle silinir.

Hangi mahkûmiyetlerin bu gruba girdiği sorusunun ilk cevabı Anayasa m. 76'dadır. Madde, milletvekili seçilemeyecekleri sayarken şu mahkûmiyetleri anar: taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis cezasına hüküm giymiş olmak; zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar; kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçları.

İkinci cevap özel kanunlardadır. Belirli bir mahkûmiyeti bir mesleğe, göreve ya da ruhsata engel sayan her kanun bu kapsamda değerlendirilir. En bilinen örnek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 48'dir.

Cezanın azlığı sizi yanıltmasın

Bu gruptaki en önemli tuzak şudur: süreyi belirleyen cezanın miktarı değil, suçun türüdür.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 7 Temmuz 2025 tarihli kararına konu olan dosya bunu çarpıcı biçimde gösteriyor. Hükümlü, 2004 yılında işlenen bir hırsızlık suçundan 2006'da ertelenmiş 1 ay 20 gün hapis cezası almış, kayıt 2011'de arşive alınmıştır. Hükümlü 2023'te mahkemeye başvurmuş, mahkeme de talebi kabul eden bir ek karar vermiştir. Yargıtay bu kararı kanun yararına bozmuştur: hırsızlık Anayasa m. 76'da sayılan suçlardandır, dolayısıyla arşiv kaydı ancak m. 12/1-b'deki on beş veya otuz yıllık süreler dolunca silinebilir ve bu süreler dolmamıştır.[1]

Yani bir ay yirmi günlük, üstelik ertelenmiş bir ceza, on yedi yıl sonra hâlâ arşivde durabiliyor. "Cezam çok azdı, çoktan silinmiştir" varsayımı bu yüzden güvenilir değildir.

Süre beklemeden silinen hâller

Kanun bazı durumlarda süre aramaz:

  • İlgilinin ölümü üzerine arşiv bilgileri tamamen silinir (m. 12/1-a).
  • Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması hâlinde, bu suçtan mahkûmiyete ilişkin adli sicil ve arşiv kayıtları talep aranmaksızın tamamen silinir (m. 12/2).
  • Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararı kesinleşirse, önceki mahkûmiyete ilişkin adli sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir (m. 12/3).
  • Akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kayıtlar, infazın tamamlanmasıyla tamamen silinir (m. 12/4).

Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi: Otuz Yılı On Beş Yıla İndiren Yol

Yukarıdaki on beş yıllık süreden yararlanmanın şartı, bir mahkemeden yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı almaktır. Bu kurum m. 13/A'da düzenlenmiştir ve iki işlevi vardır: Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarını giderir ve arşiv kaydının silinme süresini kısaltır.

Şartları şöyledir:

  • Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıl geçmiş olmalıdır.
  • Kişi bu süre içinde yeni bir suç işlememiş olmalı ve hayatını iyi hâlli sürdürdüğü konusunda mahkemede kanaat oluşmalıdır.
  • Cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukuki nedenle son verilmişse, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Bu süre, mahkûm olunan hapis cezasına üç yıl eklenerek bulunacak süreden az olamaz.

Talep, hükümlü veya vekili tarafından hükmü veren mahkemeye ya da hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemeye yapılır. Mahkeme dosya üzerinden karar verebileceği gibi Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinleyerek de karar verebilir. Masraflar hükümlüye aittir. Karar kesinleşince adli sicil arşivine kaydedilir.

Talep reddedilirse yol kapanmaz. Kanun, bu karara karşı hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu'nda öngörülen kanun yoluna başvurulabileceğini söyler (m. 13/A-5). Yargıtay 6. Ceza Dairesi de 24 Ekim 2022 tarihli kararında, bu tür kararların güvenlik tedbirine yönelik hüküm niteliğinde olduğunu ve tarihi itibarıyla istinaf kanun yoluna tabi bulunduğunu belirtmiş, yanlış mercie yapılan başvurunun hak kaybı doğurmayacağını vurgulayarak dosyayı istinaf incelemesi için geri göndermiştir.[2]

Burada bir ayrıma dikkat etmek gerekir. Mahkemeden istenen şey hakların geri verilmesidir, arşiv kaydının silinmesi değil. Mahkeme haklarınızı geri verir; kaydı silmez. Silme ayrı bir işlemdir ve başka bir merciin işidir.

Başvuru Nereye Yapılır? Mahkemeye Değil

Bu yazıdaki en pratik bilgi budur ve en çok burada hata yapılıyor.

Adli sicil ve arşiv kayıtlarını silme yetkisi Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'ndedir. Kanun m. 9'da silme işlemini doğrudan Genel Müdürlüğe verir; m. 14 ise silme kararlarını almak üzere Genel Müdürlük bünyesinde üç hâkimden oluşan bir komisyon kurulmasını öngörür.

Buna rağmen uygulamada hükümlüler, hatta zaman zaman vekilleri, kaydın silinmesi için hükmü veren ceza mahkemesine dilekçe veriyor. Bazı mahkemeler de bu talebi kabul edip "kaydın silinmesine" karar veriyor. Yargıtay bu kararları istikrarlı biçimde kanun yararına bozuyor. Yukarıda andığım 2. Ceza Dairesi kararında, 11 Nisan 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6290 sayılı Kanun'dan itibaren arşiv kaydının silinmesi işlemlerinin Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yerine getirileceği açıkça ifade edilmiştir.[1] Yargıtay 10. Ceza Dairesi de 10 Nisan 2023 tarihli kararında aynı sonuca varmış, bu tarihten sonra silme işleminin münhasıran Genel Müdürlükçe yapılması gerektiğini belirtmiştir.[3]

Bunun sizin için anlamı şudur: mahkemeden alınmış bir "silme" kararı güvenli bir sonuç değildir. Karar sonradan bozulabilir ve bu arada geçen zaman kaybedilmiş olur.

Doğru sıra şöyle işler:

  • Önce kaydınızı görün. Kanun m. 13/2, gerçek kişilerin kendi adli sicil ve arşiv kayıtlarını güvenli kimlik doğrulama araçlarıyla sorgulayabilmesine imkân tanır. Adli sicil kaydı ile arşiv kaydını ayrı ayrı sorgulayın; birinin temiz çıkması diğerinin de temiz olduğunu göstermez.
  • Kaydın hangi gruba girdiğini belirleyin. Suç Anayasa m. 76'da ya da bir özel kanunda hak yoksunluğuna bağlanmış mı? Cevap evetse süre beş yıl değil, on beş veya otuz yıldır.
  • Sürenin başlangıcını doğru hesaplayın. Süre hükmün verildiği ya da kesinleştiği tarihten değil, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten, yani çoğu dosyada infazın tamamlandığı tarihten işler.
  • On beş yıllık süreden yararlanacaksanız önce mahkemeden yasaklanmış hakların geri verilmesi kararını alın.
  • Koşullar oluştuğu hâlde kayıt duruyorsa talebinizi, infazın tamamlandığını gösteren belgeler ve varsa yasaklanmış hakların geri verilmesi kararıyla birlikte Genel Müdürlüğe yazılı olarak iletin.

Memuriyet ve İş Başvurularına Etkisi

Arşiv kaydının insanları en çok zorladığı alan kamu görevine giriştir.

657 sayılı Kanun m. 48/A-5, memur olabilmek için şu şartı arar: Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.

Bu hüküm, yukarıdaki on beş ve otuz yıllık sürelerin neden var olduğunu da açıklar. Kayıt adli sicilden silinmiş olsa bile, özel kanunun aradığı şart bakımından kurum arşiv kaydını isteyebilir. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı, tam olarak bu tür özel kanunlardan doğan yoksunlukları gidermek için öngörülmüştür.

Özel sektör bakımından durum farklıdır. Adli sicil ve arşiv bilgileri gizlidir; bu bilgiler verildiği kişi ve kurumlarca veriliş amacı dışında kullanılamaz (m. 11). İşveren kaydınızı kendiliğinden sorgulayamaz; belgeyi siz alır ve ibraz edersiniz.

Kanun iki koruma daha getirir. Kanunda açıkça belirtilmedikçe, hakkınızda alınacak bir karar ya da yapılacak bir işlem için bir yakınınızın adli sicil ve arşiv kaydı istenemez ve bu bilgiler sizi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak yapılamaz (m. 10/2). On sekiz yaşından küçüklerle ilgili kayıtlar ise yalnızca soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim ve mahkemelerce istenebilir (m. 10/3).

En Sık Yapılan Beş Hata

  • Mahkemeden silme kararı istemek. Silme yetkisi Genel Müdürlüktedir. Mahkemeden yalnızca yasaklanmış hakların geri verilmesi istenir.
  • Adli sicil temiz diye arşivi de temiz sanmak. İki kayıt ayrı rejimlere tabidir; ikisini de ayrı ayrı sorgulayın.
  • Süreyi cezanın miktarına göre tahmin etmek. Süreyi suçun türü belirler. Bir aylık ertelenmiş hırsızlık cezası, yıllar süren bir taksirli suç cezasından daha uzun süre arşivde kalabilir.
  • Süreyi karar tarihinden başlatmak. Başlangıç, arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihtir.
  • Ödenmemiş adli para cezasını unutmak. İnfaz tamamlanmadıkça kayıt arşive bile alınmaz, süre hiç başlamaz.

Sonuç

Sabıka kaydının silinmesi tek adımlı bir işlem değildir. Kayıt önce adli sicilden çıkar ve arşive alınır; arşivden silinmesi ise suçun türüne göre beş, on beş ya da otuz yıl sürer.

  • İnfaz tamamlandığında, zamanaşımı dolduğunda ya da genel af hâlinde kayıt adli sicilden silinip arşive alınır.
  • Arşiv kaydı genel kural olarak beş yılda silinir.
  • Anayasa m. 76'daki suçlar ile özel kanunlarda hak yoksunluğuna bağlanan mahkûmiyetlerde süre otuz yıl, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa on beş yıldır.
  • Yasaklanmış hakların geri verilmesi mahkemeden, kaydın silinmesi ise Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünden istenir.
  • HAGB kararı adli sicil belgesinde görünmez; idari para cezası hiç kaydedilmez.

Kaydınız haksız bir tutuklama ya da gözaltının ardından verilen beraat kararıyla ilgiliyse, sicil meselesinden bağımsız olarak tazminat hakkınız da doğmuş olabilir. Bunu Tutuklu Yargılandım / Gözaltında Kaldım Ama Beraat Ettim — Devletten Tazminat Alabilir miyim? yazısında anlattım. Ceza yargılamasının genel işleyişi için Ceza Davası Süreci yazısına bakabilirsiniz.

Çanakkale ve çevresinde adli sicil ve arşiv kaydının silinmesi, yasaklanmış hakların geri verilmesi talepleri ve memuriyete engel kayıtlarla ilgili başvurularda hukuki destek sunuyorum. Kaydınızın hangi gruba girdiğini ve sürenizin dolup dolmadığını birlikte değerlendirmek için iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz. Hizmet alanları için Çanakkale Ceza Avukatı ve Çanakkale İnfaz Avukatı sayfalarına göz atabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Silinme süreleri suçun türüne, suç tarihine ve infazın tamamlandığı tarihe göre değişir; 1 Haziran 2005'ten önce işlenen suçlara ilişkin kayıtlar bakımından 5352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesindeki özel hükümler ayrıca değerlendirilmelidir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririm.

Kaynak Kararlar ve Mevzuat

  1. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2025/7335 E., 2025/14002 K., 07.07.2025 tarih. Hırsızlık suçundan verilen ertelenmiş 1 ay 20 gün hapis cezasına ilişkin arşiv kaydı hakkında; hırsızlığın Anayasa'nın 76. maddesinde sayılan suçlardan olduğuna, kaydın ancak 5352 sayılı Kanun'un 12. maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların oluşması hâlinde silinebileceğine ve 11.04.2012 tarihinden itibaren arşiv kaydının silinmesi işlemlerinin Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yerine getirileceğine ilişkin kanun yararına bozma kararıdır. Tam metin: mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden karar metni. ↩ Metne dön
  2. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 2021/18929 E., 2022/14356 K., 24.10.2022 tarih. Yasaklanmış hakların iadesi talebinin reddine ilişkin kararın güvenlik tedbirine yönelik hüküm niteliğinde olduğuna, tarihi itibarıyla istinaf kanun yoluna tabi bulunduğuna ve CMK m. 264 uyarınca kanun yolunda yanılmanın başvurucunun haklarını ortadan kaldırmayacağına ilişkindir. Tam metin: mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden karar metni. ↩ Metne dön
  3. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2022/8905 E., 2023/3205 K., 10.04.2023 tarih. 11.04.2012 tarihinden itibaren adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi işleminin münhasıran Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yapılması gerektiği gözetilmeden mahkemece arşiv kaydının silinmesine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğuna ilişkin kanun yararına bozma kararıdır. Aynı yönde: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2022/1461 E., 2022/10294 K., 25.05.2022; Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2023/2818 E., 2023/3879 K., 11.10.2023. Tam metin: mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden karar metni. ↩ Metne dön
  4. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 4 (adli sicile kaydedilecek bilgiler), m. 5 (kaydedilmeyecek bilgiler), m. 6 (diğer bilgilerin kaydı), m. 7 ve m. 10 (bilgilerin verilebileceği kişi ve kurumlar), m. 9 (adli sicil bilgilerinin silinmesi), m. 11 (gizlilik), m. 12 (adli sicil ve arşiv bilgilerinin silinmesi; birinci fıkra 5/4/2012 tarihli ve 6290 sayılı Kanunla değişik), m. 13 (sorgulama), m. 13/A (yasaklanmış hakların geri verilmesi; 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunla eklenmiştir), m. 14 (komisyon) ve Geçici m. 2; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 76; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 48.
İletişime Geç ← Blog Listesine Dön