Bir müvekkil bana geldiğinde çoğunlukla aklında belirli bir şey vardır: "şu davayı aç", "şu işlemi yap", "şu belgeyi hazırla." Bu talebi aynen yerine getirmek teknik olarak avukatlık yapmaktır. Ama benim anladığım anlamda avukatlık, bunun bir adım öncesinde başlar: acaba bu gerçekten yapılması gereken şey mi?

Mesele Sadece Bir Hakkı Kullanmak Değil

Hukuki bir sorunla karşılaşan kişinin önünde neredeyse her zaman birden fazla yol vardır. Bu yolların her biri farklı maliyetler, farklı riskler ve farklı sonuçlar üretir. İşim, o yollar arasından müvekkile en fazla fayda sağlayacak olanı tespit etmektir.

Somutlaştırayım. Diyelim ki hem faturaya hem senede dayanan bir ticari alacağınız var. İki ayrı hukuki yol açık. Siz faturadan icra takibi başlatmamı istediniz. Ben bu talebi doğrudan yerine getirebilirim — bu da bir avukatlık biçimidir. Ama önce şunu sormak zorundayım: senet var. Senetten ihtiyati haciz talep edip teminat yatırsak, borçlu üzerinde çok daha baskılı bir pozisyon elde ederiz. Borçlu menfi tespit davası açarsa borcun tamamını depo etmek zorunda kalır, alacak güvence altına girer. Fatura da ayrı bir dosyada güçlü bir delil olmaya devam eder. Başta daha maliyetli görünen bu yol, sizi sonunda çok daha iyi bir konuma taşıyabilir.

İşte bu değerlendirmeyi yapıp size sunmak, seçimi size bırakmak — ama önce bütün senaryoyu masaya koymak — benim çalışma biçimimin özüdür.

Müvekkile En Yararlı Yol Her Zaman En Kolay Yol Değildir

Bunu söylemesi kolay, uygulaması zor bir ilke: bazen müvekkilin yararına olan yol, avukat için daha az kârlıdır.

Arabuluculukla çözülebilecek bir anlaşmazlığı dava yoluna taşımak daha fazla iş üretir. Hızlı bir uzlaşma önermek yerine süreci uzatmak daha fazla vekâlet ücreti demektir. Bu gerçeği biliyorum. Ve tam da bu yüzden, müvekkile daha az maliyetli ve daha hızlı bir yol varsa onu söylemek zorunluluğu hissediyorum — kendi çıkarımdan bağımsız olarak.

Bu yaklaşımın pratikte bir karşılığı var: güven. Müvekkil, benim ona dürüstçe danışmanlık yaptığımı hissederse uzun vadeli bir ilişki kurulur. Aksini yaptığımda kısa vadede kazanç sağlasam da bunu bir süre sürdüremem.

Süreç Boyunca Şeffaflık

Müvekkillerin en çok şikâyet ettiği şeylerden biri bilgi eksikliğidir: "Avukatım ne yaptığını söylemiyor", "duruşma ne zaman bilmiyorum", "dosyam nerede kaldı?" Bu şikâyetleri anlıyorum ve haklı buluyorum.

Benim için şeffaflık bir tercih değil, işin doğasında olan bir zorunluluk. Hangi yolu seçtiğimi ve neden seçtiğimi anlatıyorum. Sürecin hangi aşamasında olduğumuzu düzenli olarak paylaşıyorum. Beklenmedik bir gelişme olduğunda bunu geciktirmeden iletiyorum. Dosyanızla ilgili bir sorunuz olduğunda ulaşabiliyorsunuz.

Bu tutum bazen zordur. Kötü haberi vermek, sürecin istenen şekilde gitmediğini söylemek rahatsız edicidir. Ama müvekkilin gerçeği bilmeden doğru karar vermesi mümkün değildir. Süslenmiş bir iyimserlik sunmak yerine gerçekçi bir değerlendirme yapmak, uzun vadede çok daha değerlidir.

Sınırlarım da Net

Dürüstlüğün bir parçası da sınırları açık söylemektir.

Her dava kazanılabilir değildir. Bazı durumlarda hukuki yollar mevcut olsa da sonuç belirsiz ya da olumsuz olabilir. Bu durumda size "kazanacağız" demek hem yanlış hem de etik dışıdır. Benim işim mümkün olan en iyi savunmayı yapmak, mevcut araçları en etkili biçimde kullanmaktır — sonucu garanti etmek değil.

Benzer şekilde, uzmanlık alanımın dışında kalan bir konuda danışmanlık yapmak yerine sizi doğru kaynağa yönlendiririm. "Bilmiyorum ama öğreneyim" demek, yanlış bilgi vermekten çok daha değerlidir.

Bu sınırları baştan koymak bazen müvekkili hayal kırıklığına uğratabilir. Ama sonunda, gerçekten ne bekleyeceğini bilen bir müvekkil hem süreci daha sağlıklı yönetir hem de ortaya çıkan sonucu daha iyi değerlendirebilir.

Özetle

Bir avukat olarak benden ne bekleyebileceğinizi net biçimde söyleyebilirim: size söyleneni değil, düşünülmesi gerekeni söylerim. Seçenekleri masaya koyarım, hangisinin neden daha iyi olduğunu gerekçesiyle açıklarım. Sürecin her aşamasında ulaşılabilir olurum. Kötü haberi de iyisi kadar doğrudan iletirim. Ve müvekkilin yararı ile kendi çıkarım çatıştığında, müvekkilin yararını seçerim.

Bu, benim anlayışımda avukatlıktır.

İletişime Geç ← Blog Listesine Dön