Bir davanız var. Beş yıl oldu, belki sekiz, belki on iki. Duruşmalar altı ay arayla veriliyor, bilirkişi raporu bir yıl gecikiyor, dosya istinaftan dönmüyor. Haklı olup olmadığınız bir yana — bu süre kendi başına bir zarar.
Türk hukukunda bunun bir karşılığı var: makul sürede yargılanma hakkı. Anayasa'nın 36. maddesi kapsamındadır ve ihlali hâlinde tazminat doğurur.
Uzun yıllar bu hakkın kullanımı dolambaçlı bir yoldan geçiyordu: önce Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, sonra Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna yönlendirme. 2 Mart 2024 tarihli 7499 sayılı Kanun bu yolu kısalttı. Artık AİHM'e ya da Anayasa Mahkemesine başvurmuş olmanız gerekmiyor; doğrudan Tazminat Komisyonuna müracaat edebiliyorsunuz.
Üstelik — bu, yazının en az bilinen kısmı — davanızın bitmiş olması da şart değil. Devam eden bir dosya için de başvurulabiliyor.
Buna karşılık bir de kötü haber var ve baştan söylemek gerekiyor: süre bir ay. Bu kadar kısa bir sürenin bu kadar geniş bir hakka bağlanması, uygulamada çok sayıda hak kaybına yol açıyor.
Aşağıda bu yolun kapsamını, süresini, nasıl işlediğini ve ne beklemeniz gerektiğini anlatıyorum.
Tazminat Komisyonu Nedir?
Tazminat Komisyonu, 6384 sayılı Kanun ile kurulmuş, Adalet Bakanlığı bünyesinde çalışan bir kuruldur. Bakanlığın merkez teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanan dokuz kişiden oluşur; iş durumuna göre üçer üyeli heyetler hâlinde de çalışabilir.
Burada hukuken önemli bir niteleme var. Anayasa Mahkemesi, Komisyonun yargısal faaliyet yürüten bir makam olmadığını, Bakanlık bünyesinde kurulan ve sekretaryasını Bakanlığın yürüttüğü idari bir kurul olduğunu; kararlarının "kesin hüküm" niteliği taşımadığını ve idari yargı denetimine tabi olduğunu açıkça belirtmiştir.[1]
Bu niteleme soyut bir ayrıntı değil — aşağıda vekâlet ücreti başlığında doğrudan sonuç doğuruyor.
2024 değişikliğiyle birlikte Kanun'un adı da değişti. Eskiden "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun" iken, bugün adı "Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun"dur. İsim değişikliği, kurumun AİHM'e bağlı dar bir mekanizma olmaktan çıkıp genel bir iç hukuk yoluna dönüştüğünü gösteriyor.
Komisyonun üç görev alanı
- 1. AİHM'e yapılmış başvurular (m. 2/1): yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da mahkeme kararlarının geç, eksik veya hiç icra edilmediği iddiasıyla AİHM'e yapılmış başvurular.
- 2. Doğrudan makul süre başvuruları (m. 2/3-a): ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla manevi tazminat istemi. Bu yazının konusu budur.
- 3. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat (m. 2/3-b): CMK m. 142/2 uyarınca Komisyona bırakılan istemler — beraat, takipsizlik, fazla yatma ve adli kontrol sonrası beraat hâlleri. Bunu ayrı bir yazıda ele aldım.
Kimler Başvurabilir? — Kapsam Sanılandan Çok Geniş
En yaygın yanılgı, bu yolun yalnızca ceza davaları için olduğudur. Değildir.
6384 sayılı Kanun m. 2/3-a üç yargı kolunu birden sayar:
- Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar — yani yalnızca dava değil, savcılıkta bekleyen soruşturma da kapsamdadır,
- Özel hukuk kapsamındaki yargılamalar — boşanma, miras, tazminat, iş, ticaret, kira davaları,
- İdare hukuku kapsamındaki yargılamalar — iptal ve tam yargı davaları, vergi davaları.
Anayasa Mahkemesi de 2024 sonrası kararlarında bu kapsamı teyit ediyor: 7499 sayılı Kanunla Komisyona, "ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla doğrudan yapılan başvurularda da manevi tazminat taleplerini inceleme görevi verilmiştir."[2]
Yani sıradan bir boşanma ya da alacak davası yıllardır sürüyorsa da bu yol açıktır.
Kapsam dışı olan tek alan: m. 2/4 uyarınca idari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklanan başvurular hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz. Örneğin bir memur disiplin soruşturmasının uzun sürmesi, tek başına bu kapsamda değildir; ancak o soruşturmaya karşı açılan idari dava uzun sürüyorsa, dava kapsamdadır.
Davanın bitmiş olması şart değil
Bu, yolun en az bilinen ve en değerli özelliğidir.
6384 sayılı Kanun m. 5/A/1 şöyle: Komisyona müracaat, "soruşturma, kovuşturma veya yargılama sürecinde ya da en geç bunların kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde" yapılır.
"Süreç içinde" ifadesi açıktır: dosyanız hâlâ derdestken, dava devam ederken başvurabilirsiniz. Süre şartı bu hâlde işlemez — çünkü süreç sürüyordur.
Bunun pratik anlamı büyüktür. Yıllardır süren bir dosyanız varsa, sonucu beklemeden şimdi başvurabilirsiniz. Üstelik Kanun m. 8/2 ek bir imkân daha getirir: Komisyonun kesinleşen kararının bir örneği, müracaata konu işlemin yapıldığı adli veya idari mercie gönderilir ve işlem henüz sonuçlandırılmamışsa ilgili merci tarafından ivedilikle sonuçlandırılır.
Yani başvuru yalnızca tazminat getirmekle kalmaz; derdest dosyanızın hızlanmasına da hukuki bir dayanak oluşturur.
Süre: Bir Ay — Yazının En Kritik Başlığı
Kapsam geniş, süre dar. Bu ikisinin birlikte okunması şarttır.
- Dosya devam ediyorsa: süreç içinde, herhangi bir zamanda başvurulabilir.
- Dosya bitmişse: kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren BİR AY.
- Mazeret hâlinde: haklı bir mazeret nedeniyle süresinde müracaat edemeyenler, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte müracaat edebilir.
Bir aylık süre, Türk hukukundaki en kısa başvuru sürelerinden biridir ve uygulamada asıl hak kaybı sebebidir. Kararın kesinleştiğini öğrendiğiniz an sayaç çalışmaya başlar.
Bu yüzden şunu öneriyorum: uzun süren bir dosyanız varsa, kararın kesinleşmesini beklemeyin. Süreç devam ederken başvurmak, hem süre riskini tamamen ortadan kaldırır hem de yukarıda anlattığım "ivedilikle sonuçlandırma" etkisini doğurur.
Anayasa Mahkemesinden gelen dosyalar için geçiş hükmü
Daha önce Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmış olanlar için Geçici m. 3 ayrı bir takvim öngörür. Anayasa Mahkemesince başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararı ya da düşme kararı sonrasında, tebliğden itibaren üç ay içinde Komisyona müracaat edilebilir.
Elinizde böyle bir Anayasa Mahkemesi kararı varsa, o karar bir kapanış değil — Komisyona yönlendirmedir ve üç aylık süre onun tebliğiyle başlar.
Makul Süre Nasıl Hesaplanıyor?
"Kaç yıl geçerse makul süre aşılmış olur?" sorusunun sabit bir cevabı yok. Anayasa Mahkemesi sayısal bir eşik koymuyor; her dosyayı kendi içinde değerlendiriyor. Ama ölçütler bellidir.
Sürenin başlangıcı ve sonu
- Başlangıç: Özel hukuk uyuşmazlıklarında davanın açıldığı tarih. Ceza süreçlerinde ise daha erken bir an esas alınabilir — Anayasa Mahkemesi bir kararında süreyi doğrudan kişinin gözaltına alındığı tarihten başlatmıştır.[3]
- Bitiş: Yargılamanın sona erdiği tarih — ve bu, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde belirlenir. Devam eden davalarda ise ihlal iddiasıyla ilgili kararın verildiği tarih esas alınır.
İcra aşamasının da süreye dâhil olabilmesi önemlidir: lehinize karar çıkmış ama yıllardır infaz edilmiyorsa, o süre de hesaba katılabilir.
Değerlendirme ölçütleri
Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken şunlar dikkate alınır:[3]
- Yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu,
- Tarafların yargılama sürecindeki tutumu,
- İlgili makamların yargılama sürecindeki tutumu,
- Başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği.
Komisyon kararlarında buna ek olarak sanık/taraf sayısı, olayın kendine özgü koşulları ve gecikmede müracaat edene yüklenebilecek bir kusur bulunup bulunmadığı da değerlendiriliyor.
Buradan çıkan pratik sonuç: gecikmenin sizden kaynaklanmadığını göstermek başvurunun merkezindedir. Mazeretle ertelenen duruşmalar, geç sunulan deliller, defalarca yenilenen bilirkişi talepleri sizin tarafınızdan geliyorsa süre aleyhinize yorumlanır. Buna karşılık dosyanın aylarca işlemsiz beklediğini, raporun bir yıl geciktiğini, dosyanın istinafta sıra beklediğini gösteren UYAP tarihçesi lehinize en güçlü delildir.
Başvuru dilekçesini hazırlarken yapılacak en değerli iş, dosyanın zaman çizelgesini çıkarmaktır: hangi tarihte ne yapıldı, hangi aralıklarda hiçbir işlem yapılmadı, gecikmeler kimden kaynaklandı.
Ne Kadar Tazminat Alınır?
Burada gerçekçi olmak gerekiyor.
Bu yolda talep edilebilen yalnızca manevi tazminattır (m. 2/3-a). Uzun yargılama nedeniyle uğradığınız somut mali zararlar bu kalemin içinde değildir.
Miktar konusunda ise şu ölçüt geçerli: Komisyon, kararlarını Anayasa Mahkemesi ve AİHM'in emsal kararlarını gözeterek vermek zorundadır (m. 7/2). Anayasa Mahkemesi bunu daha da netleştiriyor: "Tazminat Komisyonunun Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği tazminat miktarlarına uygun olarak tazminat miktarı belirlemesi gerektiği... dikkate alınmalıdır."[2]
Peki bu uygulamada işliyor mu? Her zaman değil — ve bu, başvurucu için aslında bir fırsattır.
Düşük tazminat ihlal sayılabilir: S.D. kararı
Anayasa Mahkemesinin 24 Ekim 2024 tarihli S.D. kararı bu konuda yol göstericidir.[1]
Olayda başvurucu 2006'da gözaltına alınmış, 2017'de beraat etmiş, karar 2018'de Yargıtay tarafından onanmıştır. Toplam süre 12 yılı aşmıştır. Tazminat Komisyonu makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini kabul etmiş, ancak 7.500 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi bu miktarı hukuka uygun bulmuştur.
Anayasa Mahkemesi ise şu sonuca varmıştır: 12 yılı aşkın yargılama süresi için belirlenen tazminat miktarı makul sürenin aşımıyla orantılı olarak belirlenmemiş, yetersiz kalmış ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM içtihadına uygun düşmemiştir. Kararın en çarpıcı cümlesi şudur:
"Bu hâliyle makul sürede yargılanma hakkına ilişkin ihlalin giderilmesi bakımından teorik düzeyde etkili olduğu saptanan Tazminat Komisyonu, öngörülebilir olmayan bu yorumu sebebiyle somut olayda başarı şansı sunma potansiyelini yitirmiştir."
Sonuç: makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmiş ve dosya, yeniden karar verilmek üzere Ankara Bölge İdare Mahkemesine gönderilmiştir.
Bu karardan çıkan pratik ders nettir: Komisyondan çıkan düşük miktar son söz değildir. Önce Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz, gerekirse Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açıktır — ve Anayasa Mahkemesi bu denetimi fiilen yapmaktadır.
Nitekim Anayasa Mahkemesi, Komisyon ve devamındaki yargısal yollar tüketildikten sonra kendisine başvurulabileceğini ve Komisyonca verilen tazminatın yeterli giderim sağlayıp sağlamadığının değerlendirileceğini açıkça belirtmektedir.[2]
Vekâlet ücreti: Komisyon ödemez
Bu başlığı ayrı açıyorum, çünkü beklenti yönetimi açısından belirleyicidir.
Anayasa Mahkemesi, Komisyonun vekâlet ücretine hükmetme yetkisi bulunmadığını ve bunun adil yargılanma hakkına müdahale oluşturmadığını kabul etmiştir. Gerekçe, Komisyonun idari bir kurul olmasına dayanır: Kanun gereği başvuruların incelenmesinde başvurucu dışında karşı taraf veya davalı sıfatıyla hiçbir kurum veya kişi yer almaz; Komisyon iddiaları haklı görürse yalnızca Kanun'da öngörülen şekilde tazminata hükmedebilir. Avukatlık Kanunu m. 169 ise karşı tarafa yükletilecek vekâlet ücretinden söz ederken "yargı mercilerini" esas alır.[1]
Yani bu başvuruda Devletten ayrıca avukatlık ücreti alınmaz. Vekille takip edilecekse ücret, müvekkil ile avukat arasındaki sözleşmeye göre belirlenir. Bu, başvuru yapmamak için bir sebep değildir — ancak baştan bilinmesi gereken bir gerçektir.
Buna karşılık başvurunun harç ve damga vergisinden muaf olduğunu da eklemek gerekir (m. 5/6). Yani başvurunun kendisi size bir kamu harcı yükü getirmez.
Başvuru Nasıl Yapılır?
Usul, mahkeme davasına kıyasla belirgin biçimde basittir.
Dilekçe ve belgeler
m. 5/A/2 uyarınca dilekçede şunlar bulunmalıdır:
- Açık kimlik ve adres,
- Zarara uğranılan işlem,
- Zararın nitelik ve niceliği,
- Bunların belgeleri.
Pratikte eklenmesi gereken temel belgeler: dosyanın esas numarası ve mahkemesi, UYAP üzerinden alınacak dosya tarihçesi/safahat dökümü, varsa kesinleşme şerhi ve kesin kararın tebliğ belgesi.
Eksiklik hâlinde m. 5/A/3 devreye girer: Komisyon eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini bildirir. Süresinde tamamlanmazsa müracaat reddolunur.
Başvuru kanalları
- Doğrudan Komisyona,
- Elektronik ortamda (m. 5/5),
- Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla — bu durumda başsavcılığa yapılan müracaat tarihi esas alınır (m. 5/4). Bir aylık sürenin son günlerindeyseniz bu kanal hayat kurtarır.
İnceleme
Komisyon, müracaatın ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat miktarının saptanmasında gerekli gördüğü araştırmaları yapmaya, üyelerinden birine yaptırmaya ya da Cumhuriyet başsavcılıklarından bilirkişi incelemesi talep etmeye yetkilidir (m. 4/6). Kamu kurumları ve yargı mercileri, Komisyonun istediği bilgi ve belgeyi gecikmeksizin göndermek zorundadır (m. 4/5).
Komisyon, usul ekonomisini gözeterek benzer nitelikteki müracaatları birleştirerek karar verebilir (m. 7/3). Kararlar gerekçeli olur.
Bir not: Kanun'daki dokuz aylık karar verme zorunluluğu (m. 7/1), 2024 değişikliğinden sonra yalnızca m. 2'nin birinci ve ikinci fıkraları kapsamındaki müracaatlar — yani AİHM kaynaklı dosyalar — bakımından öngörülmüştür. Doğrudan yapılan makul süre başvuruları için Kanun'da bu nitelikte bir azami süre yer almamaktadır.
İtiraz: 15 gün, Ankara Bölge İdare Mahkemesi
Komisyon kararına karşı, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde, Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir (m. 7/4).
- İtiraz öncelikli işlerden sayılır ve üç ay içinde karara bağlanır.
- Mahkeme, Komisyon kararını yerinde görmezse işin esası hakkında karar verir.
- İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
On beş günlük süre kısadır ve kaçırılırsa karar kesinleşir. Miktarı düşük buluyorsanız bu tarihi hemen takvime işleyin.
Ödeme
Ödenmesine karar verilen tazminat, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Adalet Bakanlığı tarafından ödenir (m. 7/5). Ödemeye ilişkin kâğıtlar damga vergisinden, işlemler harçlardan müstesnadır.
Bu Yolu Kullanmadan Anayasa Mahkemesine Gidilebilir mi?
Hayır. Bu, uygulamada en sık yapılan usul hatasıdır.
Anayasa Mahkemesi, Tazminat Komisyonuna başvuru yolunu tüketilmesi gereken etkili bir yol olarak kabul etmektedir. Öncü karar Ferat Yüksel (2014/13828, 12/9/2018) ile başlayan çizgi, Veysi Ado [GK] (2022/100837, 27/4/2023) ve 2024 sonrası rejim bakımından Ahmet Kartalkuş (2019/39635, 19/3/2024) kararlarıyla sürdürülmüştür.
Anayasa Mahkemesi bu yolu üç ölçüt bakımından etkili bulmuştur:[2]
- Ulaşılabilirlik: başvurunun nasıl yapılacağının ayrıntılı düzenlenmiş olması, kişileri mali külfet altına sokmaması ve doğrudan başvuru imkânı tanıması.
- Başarı şansı sunma kapasitesi: Komisyonun yapısının kanunla önceden belirlenmiş olması ve özellikle kararlarına karşı yargı yolunun açık olması.
- Yeterli giderim sağlama kapasitesi: tazminat ödenmesine imkân tanıması.
Sonuç olarak Komisyon yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurular, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmaktadır. Doğru sıra şudur:
Tazminat Komisyonu → Ankara Bölge İdare Mahkemesi → (gerekirse) Anayasa Mahkemesi → (gerekirse) AİHM.
Özet: Ne Yapmalısınız?
- Dosyanızın süresini hesaplayın. Başlangıç davanın açıldığı (ceza süreçlerinde gözaltı/soruşturmanın başladığı) tarih, bitiş kesinleşme — icra aşaması varsa o da dâhil olabilir.
- Dosya devam ediyorsa beklemeyin. Süreç içinde başvurmak süre riskini sıfırlar ve dosyanın ivedilikle sonuçlandırılması için dayanak oluşturur.
- Dosya bittiyse bir aylık süreyi kaçırmayın. Kesin kararla sonuçlandığını öğrendiğiniz an sayaç başlar. Son günlerdeyseniz başsavcılık kanalını kullanın.
- Zaman çizelgesi çıkarın. UYAP safahat dökümü üzerinden işlemsiz geçen aralıkları ve gecikmenin kaynağını gösterin. Başvurunun kalbi budur.
- Elinizde Anayasa Mahkemesinin "başvuru yollarının tüketilmemesi" kararı varsa, bu bir ret değil yönlendirmedir; tebliğden itibaren üç ay içinde Komisyona gidin.
- Düşük miktara razı olmayın. On beş gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edin; emsal Anayasa Mahkemesi kararlarındaki miktarlarla kıyaslama yapın.
Sonuç
Makul sürede yargılanma hakkı, Türk hukukunda uzun süre "ihlali herkesçe bilinen ama karşılığı alınamayan" bir hak olarak kaldı. 2024 değişikliği bunu değiştirdi: AİHM'e ya da Anayasa Mahkemesine gitmeden, harç ödemeden, elektronik ortamdan, hatta dosya devam ederken başvurulabilen bir yol kuruldu.
Bu yolun iki zayıf noktası var ve ikisi de yönetilebilir. Birincisi bir aylık süre — bunun çaresi, kesinleşmeyi beklemeden süreç içinde başvurmaktır. İkincisi tazminat miktarlarının düşük kalabilmesi — bunun çaresi de itiraz yolunu kullanmak ve gerektiğinde bireysel başvuruya gitmektir. Anayasa Mahkemesinin S.D. kararı, bu denetimin kâğıt üzerinde kalmadığını gösteriyor.
Uzun süren bir dosyanız varsa yapılacak ilk iş, sürenin gerçekten aşılıp aşılmadığını ve hangi gecikmelerin size yüklenebileceğini soğukkanlılıkla değerlendirmektir.
Çanakkale ve çevresinde makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle Tazminat Komisyonu müracaatlarının hazırlanması, Komisyon kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz ve devamında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru süreçlerinde hukuki destek sunuyorum. Dosyanızın süresini birlikte hesaplamak için iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat için Tutuklu Yargılandım / Gözaltında Kaldım Ama Beraat Ettim yazısına, hizmet alanları için Çanakkale İdare Avukatı ve Çanakkale Ceza Avukatı sayfalarına göz atabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Tazminat miktarları her dosyada somut duruma göre belirlenir; yazıdaki rakamlar örnek kararlardan alınmış olup emsal teşkil etmez. Başvuru süreleri çok kısadır; somut durumunuza özgü değerlendirme için gecikmeden bir avukata danışmanızı öneririm.
Kaynak Kararlar ve Mevzuat
- Anayasa Mahkemesi, S.D. Başvurusu, B. No: 2020/31969, 24/10/2024 (İkinci Bölüm). 12 yılı aşan yargılama için Tazminat Komisyonunca hükmedilen 7.500 TL manevi tazminatın makul sürenin aşımıyla orantılı olmadığı, yetersiz kaldığı ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM içtihadına uygun düşmediği; bu nedenle makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Karar ayrıca Tazminat Komisyonunun yargısal faaliyet yürüten bir makam olmayıp Bakanlık bünyesinde kurulmuş idari bir kurul olduğunu, kararlarının kesin hüküm niteliği taşımadığını ve idari yargı denetimine tabi olduğunu; bu nedenle Komisyonun vekâlet ücretine hükmetme yetkisi bulunmadığını ve bunun adil yargılanma hakkına müdahale oluşturmadığını belirtmektedir (aynı yönde bkz. Ahmet Doğan, B. No: 2014/11359, 16/9/2015). Tam metin: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. ↩ Metne dön
- Anayasa Mahkemesi, Uğur Kartal Başvurusu, B. No: 2022/681, 24/12/2025 (Birinci Bölüm). 7499 sayılı Kanunla 6384 sayılı Kanun'a eklenen düzenlemelerle Tazminat Komisyonuna doğrudan başvuru yolunun ihdas edildiği; bu yolun ulaşılabilirlik, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi bakımından etkili olduğu; Komisyonun Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği tazminat miktarlarına uygun miktar belirlemesi gerektiği ve Komisyon ile devamındaki yargısal yollar tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesine başvurulabileceği belirtilerek, bu yol tüketilmeden yapılan başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir. Kararda atıf yapılan öncü kararlar: Ahmet Kartalkuş, B. No: 2019/39635, 19/3/2024; Veysi Ado [GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023; Ferat Yüksel, B. No: 2014/13828, 12/9/2018. Tam metin: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. ↩ Metne dön
- Makul sürenin başlangıç ve bitiş tarihleri ile değerlendirme ölçütleri bakımından bkz. Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41, 45, 50, 52 (yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların tutumu ile başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği); sürenin gözaltı tarihinden başlatılması bakımından S.D., B. No: 2020/31969, 24/10/2024, § 31. Tazminat miktarının yetersizliğine ilişkin emsaller: Haluk Ercan ve Mürsel Ünlü, B. No: 2020/6129, 17/6/2020; Burhan Çiçek, B. No: 2019/18325, 21/7/2020. ↩ Metne dön
- 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun m. 2 (kapsam; 3. fıkra 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunla eklenmiştir), m. 4 (komisyonun oluşumu ve çalışma esasları), m. 5 (müracaatın şekli, elektronik başvuru, başsavcılık kanalı, harç ve damga vergisi muafiyeti), m. 5/A (yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılacak müracaatın şekli ve süresi), m. 5/B (koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemine ilişkin usul), m. 6 (müracaatın reddi), m. 7 (karar ve itiraz), m. 8 (kararın ilgili mercie bildirimi) ve Geçici m. 3. Kanun'un adı da 7499 sayılı Kanunla değiştirilmiş olup düzenleme 12/3/2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ayrıca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 142/2 ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 164 ve 169.