Aidat alacağında asıl tartışma çoğu zaman borcun kendisi üzerinde olmuyor. Borçlu aidatı ödemediğini genellikle kabul ediyor. Tartışma borcun üzerine eklenen kalemlerde çıkıyor: aylık %5 gecikme tazminatı, yasal faiz ve yıllar öncesine giden birikmiş alacaklar.
Bu kalemlerin toplamı birkaç yıl içinde asıl borcu geçebiliyor. Mahkemeye gelen dosyaların önemli bir kısmında da yönetimin hesabı tam burada kısmen reddediliyor. Kısmi red, yönetim için yalnızca daha az tahsilat anlamına gelmiyor. Reddedilen kısım üzerinden karşı tarafın vekâlet ücretini ve yargılama giderini ödemek anlamına da geliyor.
Bu yazıda dört soruyu Yargıtay kararları üzerinden cevaplıyorum:
- %5 gecikme tazminatı hangi tarihte işlemeye başlar?
- Kiracıdan istenirken nelere dikkat edilir?
- %5 ile yasal faiz birlikte istenebilir mi?
- Geçmiş aidatlar ne kadar geriye dönük istenebilir?
Aidat borcunun temelini, yani kimin, neyi, ne oranda ödeyeceğini ve 2026 değişikliklerini site aidatı rehberimizde anlattık. Bu yazı onun devamı niteliğinde.
Önce Kural: Aylık %5 Gecikme Tazminatı
Kat Mülkiyeti Kanunu m.20/2'ye göre "gider ve avans payının tamamını ödemeyen kat maliki ödemede geciktiği günler için aylık yüzde beş hesabıyla gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür." Bu oran 2007'ye kadar aylık %10'du. 5711 sayılı Kanunla %5'e indirildi.
Kural basit görünüyor, ama iki kritik soruyu cevapsız bırakıyor: "Geciktiği günler" hangi günden itibaren sayılacak? Ve bu tazminat kimden, hangi koşulla istenebilecek? Yargıtay bu boşlukları uzun yıllar içinde oldukça net ilkelerle doldurdu.
Dikkat: Her Sitede %5 İstenemez
Başlangıç tarihine geçmeden önce, pek bilinmeyen ama sonucu tamamen değiştiren bir noktayı ele almak gerekiyor.
%5 gecikme tazminatı, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun getirdiği bir yaptırım. Dolayısıyla KMK'nın uygulanmadığı bir yerde bu oran da uygulanmaz. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2021 tarihli bir kararında dava konusu site birden fazla parsel üzerine kurulmuştu ve KMK m.66 ve devamında düzenlenen toplu yapı yönetimine henüz geçilmemişti. Daire bu durumda uyuşmazlıkta KMK'nın değil genel hükümlerin uygulanacağını belirtti. Buna göre %5 gecikme tazminatı değil, Türk Borçlar Kanunu m.120'deki yasal temerrüt faizi uygulanmalıdır. Karar, aynı yöndeki çok sayıda eski kararı da sıralıyor.1
Aynı kararda ikinci bir önemli tespit daha var. Yönetimin kat malikleri adına ödediği bir doğalgaz faturasının geri istenmesi aidat ya da avans niteliğinde değildir. Bu tür bir rücu alacağına da %5 değil, yasal faiz uygulanır.
Pratik sonuç: Birden fazla parselden oluşan sitelerde yönetimin ilk işi, yönetim planının KMK'daki toplu yapı hükümlerine uygun olarak düzenlenip tapuya tescil edilip edilmediğini kontrol etmek olmalı. Edilmemişse %5 talep etmek, davanın o kısmının reddi demektir.
Gecikme Tazminatı Hangi Tarihte Başlar?
Uygulamadaki en yaygın hata şu: Yönetim, her ayın aidatına o ayın sonundan (ya da başından) itibaren %5 işletiyor. Yargıtay bu hesabı defalarca bozdu.
İlke, Yargıtay'ın ifadesiyle şöyle: Gecikme tazminatının "başlangıç gününün açıkça saptanmış olması gerekir." Başlangıç günü, borçlunun borcu öğrendiği tarihtir. Bu tarih aşağıdaki sırayla belirlenir:2
- 1. Borç işletme projesine dayanıyorsa: işletme projesinin borçluya tebliğ edildiği tarih.
- 2. Borç kat malikleri kurulu kararına dayanıyorsa ve borçlu toplantıya katıldıysa: karar tarihi.
- 3. Borçlu toplantıya katılmadıysa: kararın kendisine tebliğ edildiği ya da borcu başka bir yolla öğrendiği tarih.
- 4. Bunların hiçbiri yoksa: icra takibinde ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 2014 tarihli kararında ilk derece mahkemesi, "borcun ait olduğu aydan itibaren" gecikme tazminatı hesaplamıştı. Daire kararı bozdu. Gerekçesi şuydu: Borçlunun borcu takipten önce öğrendiği tespit edilemediyse gecikme tazminatı ödeme emrinin tebliğinden itibaren başlatılmalıdır.3 20. Hukuk Dairesi de 2018'de aynı gerekçeyle, 2002'den 2008'e uzanan aidatlara her ayın kendisinden itibaren işletilen tazminatı hatalı buldu.4
Tebliğin ispatı yönetimdedir
20. Hukuk Dairesi'nin 2018 tarihli bir kararındaki olay, bu kuralın sahada nasıl işlediğini iyi gösteriyor. Yönetim, kurul kararının dağıtıldığını gösteren listeyi delil olarak sunmuştu. Ancak listede ilgili dairenin imza yeri boştu. Yanındaki imzanın ise yan dairenin sakinine ait olduğu, yanlışlıkla o satıra atıldığı anlaşıldı. Bilirkişi iki ayrı hesap yaptı: tebliğ geçerli sayılırsa bir tutar, sayılmazsa başka bir tutar. Yargıtay, borçlunun borcu öğrendiği günün açıkça belirlenmeden karar verilmesini bozma sebebi saydı.2
Ders açık: Kararın ya da projenin borçluya ulaştığını ispat yükü yönetimdedir. İmzasız bir dağıtım listesi, gecikme tazminatının aylar ya da yıllarca ileri kaymasına yol açabilir.
Takipten sonra ne olur?
Takip başladıktan sonra asıl alacağa %5 gecikme tazminatı işlemeye devam eder. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2023 tarihli bir kararına konu olayda ilk derece mahkemesi, takipten önceki döneme ait gecikme tazminatını reddetmiş, asıl alacak yönünden de "takibin devamına" karar vermişti. Daire, takip talebinde %5 gecikme tazminatı istendiği için "takibin devamı" kararının yeterli olduğunu belirtti. Buna göre tazminat, ödeme emrinin tebliğinden itibaren hesaplanacaktı.5
2026 değişikliğinin bu tabloya etkisi
22 Mayıs 2026'dan itibaren işletme projesi kat malikleri kurulunda onaylanıyor (KMK m.37, 7579 sayılı Kanunla değişik). Kanunun yeni metni proje onaylanmadan önce kat maliklerine ve bağımsız bölümden fiilen yararlananlara bildirilmesini de öngörüyor. Bu değişikliğin gecikme tazminatına etkisini doğrudan ele alan bir Yargıtay kararı henüz yok. Ancak yukarıdaki ilkeler uygulandığında şu sonuç çıkıyor: Kurula katılan malik bakımından onay kararının tarihi, katılmayan malik ve kiracı bakımından projenin ya da kararın kendisine bildirildiği tarih esas alınır. Yeni sistem yönetimler için bir fırsat: Onay kararını ve projeyi usulüne uygun biçimde bildiren yönetim, başlangıç tarihi tartışmasını baştan kapatmış olur.
Kiracıdan Tahsilde Üç Sınır
KMK m.22/1'e göre kiracı gider ve avans borcundan ve gecikme tazminatından malikle birlikte müteselsilen sorumludur. Ancak Yargıtay bu sorumluluğa üç önemli sınır çiziyor.
1. Kira bedeli sınırı
Kiracının sorumluluğu "ödemekle yükümlü olduğu kira miktarı ile sınırlı"dır ve yaptığı ödeme kira borcundan düşülür. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 2011 tarihli kararına konu olayda yalnızca kiracı aleyhine açılan bir davada 72.723 TL'lik aidat alacağının tamamına hükmedilmişti. Daire kararı bozdu. Mahkemenin önce aidat borcunun kira bedelini aşıp aşmadığını araştırması ve kiracıyı yalnızca kira tutarı kadar sorumlu tutması gerekiyordu.6
2. Kiracılık takip tarihinde sürmeli
20. Hukuk Dairesi, 2017 tarihli bir kararında aidat alacağının kiracıya karşı takip edilebileceğini kabul etti. Ancak takip tarihi itibarıyla davalının kiracı sıfatı bulunmadığı için davanın reddedilmesi gerektiğine karar verdi.7 Taşınmazdan çıkmış eski kiracıya KMK m.22'ye dayanarak takip yapılamaz.
3. Malik de davada olmalı
Aynı Daire 2018'de bir adım daha ileri gitti. Kanuna göre aidat borcundan kural olarak kat maliki sorumludur. Kiracı ise malikle birlikte, kira miktarı kadar ve her ay için müteselsil sorumludur. Daire bu nedenle kiracı aleyhine açılan davada kat malikinin de davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiğine hükmetti.8
Bu kararı ilk okuyuşta "yönetim kiracıya doğrudan gidebilir" ilkesiyle çelişiyor gibi görebilirsiniz. Aslında çelişmiyor. Yönetim kiracıyı takip edebilir. Ancak itiraz üzerine dava aşamasına geçildiğinde, kiracının kira sınırı ve kiradan mahsup hakkı malikin de dinlenmesini gerektirir. Güvenli yol, takibi baştan malik ve kiracı hakkında birlikte başlatmaktır.
Malik ve kiracı için tutar neden farklı çıkabilir?
Aynı bağımsız bölüm için malik ve kiracı hakkında hesaplanan tutarlar birbirinden farklı olabilir. İki sebebi var. Birincisi, kiracının sorumluluğu kira bedeliyle sınırlı. İkincisi, gecikme tazminatının başlangıcı borçlunun kendi öğrenme tarihine bağlı. Kurula katılan malik için karar tarihinden işleyen tazminat, toplantıdan haberi olmayan kiracı için çoğunlukla ödeme emrinin tebliğiyle başlar.
Ancak bu farklılık asıl borcun bölünmesi anlamına gelmez. 18. Hukuk Dairesi, malik ve kiracının borcun ayrı ayrı ve farklı miktarlarından sorumlu tutulmasını bozma sebebi saydı. Kiracının yaptığı ödeme aynı miktarda maliki de borçtan kurtarır. Kalan borçtan ikisi birlikte, müteselsilen sorumludur.3
%5 Gecikme Tazminatı ile Yasal Faiz Birlikte İstenebilir mi?
Uygulamada yönetimlerin önemli bir kısmı takip talebine hem aylık %5 gecikme tazminatını hem de yasal faizi yazıyor. Bu, Yargıtay'da görüş ayrılığı yaratmış bir konu.
18. Hukuk Dairesi: Evet
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2016 tarihli bir kararında ikisinin birlikte istenebileceğine karar verdi. Gerekçesi şu: "Gecikme tazminatı, asıl alacağın gününde ödenmemesi durumunda bu geç ödemeden dolayı alacaklının gerçekleşeceği kabul edilen zararının karşılığıdır. Faiz ise, alacaklının zararı olup olmadığını dikkate almayan 'temerrüt'ün bir karşılığıdır. Bu iki kavram farklı olduğundan talep var ise hem gecikme tazminatına, hem de yasal faize hükmedilmelidir." Somut olayda yalnızca %5 işletilip yasal faizin işletilmemesi bozma sebebi yapıldı.9
Bu görüşe neden katılmıyorum?
Bu görüşü dogmatik açıdan isabetli bulmuyorum. Üç nedenim var:
- İkisi de aynı olayın karşılığı. Gecikme tazminatı da faiz de borçlunun ödemeyi geciktirmesinin, yani temerrüdünün sonucudur. "Zarar varsayımı" ile "temerrüt" arasındaki ayrım teoride yapılabilir. Ama borçlu açısından aynı gecikme iki kez yaptırıma bağlanmış olur.
- Oran zaten çok yüksek. Aylık %5, yıllık %60 eder. Kanun koyucu 2007'de oranı %10'dan %5'e indirerek bu yükü hafifletmek istedi. Bunun üzerine bir de yasal faiz eklemek, bu iradeyle bağdaşmıyor.
- Yargıtay'ın kendi başka bir kararı da bu yönde. 5. Hukuk Dairesi, genel hükümlerin uygulandığı bir uyuşmazlıkta yönetim planında öngörülen "faiz veya gecikme tazminatı"nın TBK m.120 anlamında temerrüt faizi niteliğinde olduğunu açıkça belirtti.1 Gecikme tazminatı temerrüt faizi niteliğindeyse, aynı döneme bir de yasal (temerrüt) faiz eklemek aynı kalemi iki kez istemek demektir.
Güncel durum
Kat mülkiyeti uyuşmazlıklarına bugün Yargıtay 5. Hukuk Dairesi bakıyor. Yaptığım taramada Dairenin bu soruyu ilke düzeyinde açıkça ele aldığı güncel bir karara rastlamadım. Yani 18. Hukuk Dairesi'nin görüşü değiştirilmiş değil, ama yeniden teyit de edilmiş değil. Bu nedenle:
- Yönetimler için: Yasal faizi de istemek mümkün, ama itiraza ve kısmi red riskine açık. Hesabı öncelikle %5 üzerinden kurmak daha güvenli.
- Borçlular için: Takip talebinde ikisi birlikte isteniyorsa buna itiraz etmek ve yukarıdaki gerekçeleri ileri sürmek yerinde olur.
Geçmiş Aidatlar: Zamanaşımı Beş Yıl
Yargıtay aidat ve ortak gider alacaklarını dönemsel edim sayıyor. TBK m.147/1'e göre dönemsel edimler beş yıllık zamanaşımına tabidir. 18. Hukuk Dairesi'nin 2014 tarihli kararlarında ve 5. Hukuk Dairesi'nin 2022 tarihli kararında bu ilke açıkça tekrarlanıyor.10 Zamanaşımı her dönemin aidatı için ayrı ayrı işler. Yani 2019'un Mart aidatı ile Nisan aidatı farklı günlerde zamanaşımına uğrar.
Ancak iki noktaya dikkat etmek gerekiyor:
- Zamanaşımını mahkeme kendiliğinden dikkate almaz. Borçlunun bunu süresinde ileri sürmesi (def'i) gerekir. 18. Hukuk Dairesi'nin 2014 tarihli kararına konu olayda yönetim, 1996'dan itibaren biriken aidatları 2006'da açtığı kısmi davayla istemişti. Borçlu cevap dilekçesinde zamanaşımı savunmasında bulunmamıştı. Yönetim 2012'de talebini ıslahla artırınca borçlu, artırılan kısım için zamanaşımını ileri sürdü. Yönetim de buna derhal karşı çıkmadı. Daire, ıslahla artırılan kısmın zamanaşımına uğradığını kabul etti. Kısmi davada zamanaşımı yalnızca dava edilen miktar için kesilir. Yani savunmanın ne zaman ve hangi talebe karşı yapıldığı sonucu doğrudan belirliyor.10
- Borçlu def'ide bulunduysa mahkeme bunu mutlaka incelemelidir. 5. Hukuk Dairesi, zamanaşımı def'i hakkında hiçbir karar verilmemesini tek başına bozma sebebi saydı.10
Yönetimler için sonuç: Aidat borcunu yıllarca biriktirip toplu takip yapmak kötü bir stratejidir. Hem beş yıldan eski dönemler kaybedilir, hem de başlangıç tarihi tartışması büyür. Düzenli aralıklarla takip yapmak her iki riski de azaltır. Borçlular için sonuç: Eski dönemleri kapsayan bir takip ya da dava varsa zamanaşımı savunması ilk fırsatta, yani ödeme emrine itirazda ve cevap dilekçesinde yapılmalıdır. Sonradan ileri sürülen def'i sizi kurtarmayabilir.
Uygulama Önerisi: Takipten Önce Noter İhtarı
Yukarıdaki kararların neredeyse hepsinde yönetimin kaybettiği nokta aynı: Borçlunun borcu ne zaman öğrendiğini ispat edememek. Bunun en basit çözümü, takipten önce borçluya noter aracılığıyla bir ihtarname göndermektir.
İyi bir ihtarname şunları içermelidir:
- Aidatın dayanağı olan kat malikleri kurulu kararının ya da işletme projesinin tarihi ve özeti (mümkünse bir örneği eklenerek);
- Dönem dönem ayrılmış bir borç dökümü;
- Ödeme için makul bir süre ve ödeme yapılacak hesap bilgisi;
- Ödenmezse KMK m.20/2 uyarınca gecikme tazminatı isteneceği ve takip yapılacağı uyarısı.
Kiracı söz konusuysa ihtarın hem malike hem kiracıya gönderilmesi gerekir. Böylece başlangıç tarihi her ikisi için de netleşir ve dava aşamasında taraf teşkili sorunu da önlenmiş olur.
Kontrol Listesi
- 1. KMK uygulanıyor mu? Birden fazla parselden oluşan sitede toplu yapı yönetimine geçilmiş mi? Geçilmemişse %5 değil, yasal faiz istenebilir.
- 2. Alacak aidat mı? Yönetimin ödediği bir faturanın rücuu aidat sayılmaz, buna yasal faiz uygulanır.
- 3. Başlangıç tarihi ispat edilebiliyor mu? Karar tarihi, imzalı tebliğ ya da noter ihtarı yoksa tazminat ödeme emrinin tebliğiyle başlar.
- 4. Kiracı takibinde: Kiracılık takip tarihinde sürüyor mu? Talep kira bedelini aşıyor mu? Malik de takipte ve davada yer alıyor mu?
- 5. %5 ile faiz birlikte mi isteniyor? Görüş ayrılığı olduğunu ve riski unutmayın.
- 6. Beş yıldan eski dönem var mı? Borçlu def'ide bulunursa bu dönemler düşer.
İster alacağını tahsil etmeye çalışan yönetim, ister hesaba itiraz eden kat maliki ya da kiracı olun: bu adımlarla uğraşmak istemiyorsanız süreci baştan sona avukatınız olarak biz yürütelim, size sadece merak ettiklerinizi sormak kalsın 🙂
Sonuç: Asıl Borç Kolay, Fer'iler Zor
Aidat borcunun varlığını ispat etmek çoğu zaman kolay. Zor olan, üzerine eklenen gecikme tazminatını ve faizi doğru tarihten, doğru orandan ve doğru kişiye karşı hesaplamak. Yargıtay'ın çizgisi net: Borçlu borcu öğrenmeden temerrüde düşmez. Bu öğrenme anını belgeleyemeyen yönetim, en iyi ihtimalle ödeme emrinin tebliğinden itibaren tazminat alabilir.
Yönetim aidatın ait olduğu aydan itibaren %5 hesaplamış. İtiraz edebilir miyim?
Evet. Kurul toplantısına katılmadıysanız ve karar ya da proje size tebliğ edilmediyse, Yargıtay'a göre gecikme tazminatı ancak borcu öğrendiğiniz tarihten, bu da tespit edilemiyorsa ödeme emrinin tebliğinden itibaren başlar.
Kiracıyım, evden çıktım. Yönetim geçmiş aidatlar için bana takip yaptı. Ödemek zorunda mıyım?
Takip tarihinde kiracılığınız sona ermişse, Yargıtay'a göre KMK m.22'ye dayanan takip size yöneltilemez. Kiracılığınız sürüyor olsa bile sorumluluğunuz kira bedelinizle sınırlıdır.
On yıllık aidat borcu için takip yapıldı. Hepsini ödemek zorunda mıyım?
Aidat alacakları beş yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak bunu sizin ileri sürmeniz gerekir. Ödeme emrine itirazınızda ve dava açılırsa cevap dilekçenizde zamanaşımı def'inde bulunmazsanız mahkeme bunu kendiliğinden dikkate almaz.
Sitemiz üç parselden oluşuyor, toplu yapı yönetim planı yok. Yönetim %5 isteyebilir mi?
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin yerleşik görüşüne göre hayır. Toplu yapı yönetimine geçilmemiş çok parselli sitelerde KMK değil genel hükümler uygulanır ve %5 yerine yasal temerrüt faizi istenebilir.
Aidat takiplerinde kaybedilen genellikle alacağın kendisi değil, ispat edilemeyen bir tebliğ tarihi oluyor. Çanakkale ve çevresinde site ve apartman yönetimlerine aidat alacaklarının takibinde, kat maliklerine ve kiracılara da haksız hesaplanmış gecikme tazminatına itirazda Çanakkale Gayrimenkul Avukatı olarak hukuki destek sunuyorum. Konunun temelleri için site aidatı rehberimizi, takip süreçleri için icra hukuku sayfamızı inceleyebilir, iletişim sayfamızdan bana ulaşabilirsiniz.
Kaynak Kararlar ve Mevzuat
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2020/11288 E., 2021/15146 K., 15.12.2021 tarih. Birden fazla parsel üzerinde kurulu olup toplu yapı yönetimine geçilmemiş sitede KMK değil genel hükümlerin uygulanacağına, bu durumda %5 gecikme tazminatı yerine TBK m.120 temerrüt faizinin uygulanacağına, yönetim planında öngörülen faiz veya gecikme tazminatının TBK m.120 anlamında temerrüt faizi niteliğinde olduğuna ve yönetimin ödediği faturanın rücuunun aidat niteliği taşımadığına ilişkindir. ↩ Metne dön
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, 2017/3186 E., 2018/5943 K., 25.09.2018 tarih. Gecikme tazminatının başlangıcında işletme projesinin tebliği, kurul kararına katılım, tebliğ veya öğrenme ve ödeme emri tebliği sıralamasına ve tebliğin usulüne uygun yapıldığının belirlenmesi gerektiğine ilişkindir. ↩ Metne dön
- Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, 2013/16530 E., 2014/2173 K., 13.02.2014 tarih. Borcun takipten önce öğrenildiği tespit edilemediğinde gecikme tazminatının ödeme emri tebliğinden başlatılması gerektiğine; kiracının ödemesinin maliki de aynı miktarda borçtan kurtaracağına ve malik ile kiracının kalan borçtan müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğine ilişkindir. ↩ Metne dön
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, 2017/1354 E., 2018/713 K., 06.02.2018 tarih. Gecikme tazminatının borcun ait olduğu aydan itibaren hesaplanmasının hatalı olduğuna ilişkindir. ↩ Metne dön
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2023/6389 E., 2023/7629 K., 21.09.2023 tarih (kanun yararına temyiz). Takip talebinde istenen gecikme tazminatının, "takibin devamı" hükmüyle ödeme emri tebliğinden itibaren hesaplanacağına ilişkindir. ↩ Metne dön
- Yargıtay (kapatılan) 18. Hukuk Dairesi, 2011/3632 E., 2011/7507 K., 21.06.2011 tarih. Kiracının aidat borcundan ancak ödemekle yükümlü olduğu kira miktarı kadar sorumlu tutulabileceğine ilişkindir. ↩ Metne dön
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, 2017/1717 E., 2017/3826 K., 02.05.2017 tarih. Takip tarihinde kiracılık sıfatı bulunmayan kişiye karşı KMK m.22'ye dayalı takibin yürütülemeyeceğine ilişkindir. ↩ Metne dön
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, 2017/4243 E., 2018/213 K., 17.01.2018 tarih. Kiracı aleyhine aidat davasında kat malikinin de davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiğine ilişkindir. ↩ Metne dön
- Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, 2015/7375 E., 2016/2813 K., 22.02.2016 tarih. %5 gecikme tazminatı ile yasal faizin birlikte istenebileceğine ilişkindir. ↩ Metne dön
- Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, 2014/8293 E., 2014/10378 K., 12.06.2014 tarih (kısmi davada zamanaşımının yalnızca dava edilen miktar için kesildiğine ve ıslahla artırılan kısım yönünden ileri sürülen def'iye ilişkin); Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, 2014/4628 E., 2014/9746 K., 03.06.2014 tarih; Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2022/2712 E., 2022/6385 K., 05.04.2022 tarih. Ortak gider alacaklarının TBK m.147/1 uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabi olduğuna ve def'i hakkında karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. ↩ Metne dön
- 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m. 20, 22, 37, 66 vd.; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 120, 147; 7579 sayılı Kanun m. 4 (RG 22.05.2026).