Eylül 2026'nın ikinci yarısında yaşananlar, Türkiye'de sermaye piyasasına yeni ısınmış yüz binlerce kişiyi doğrudan etkiledi. Kimisi birikimini "mevduata alternatif, düşük riskli" denilen bir para piyasası fonuna koymuştu. Kimisi yüksek getiri gördüğü için girmişti. Bugün ikisi de aynı ekrana bakıyor: fon işleme kapalı, para çekilemiyor, tasfiye süreci başladı.

Bu yazı bir yorum yazısı değil. Ne yapmanız gerektiğine dair bir yol haritası. Hukuken tam olarak nerede durduğunuzu, neyin lehinize olduğunu, kimlere karşı hangi taleplerin ileri sürülebileceğini ve — en az onun kadar önemlisi — şu anda hangi belgeleri toplamanız gerektiğini anlatıyor.

Baştan bir uyarı: soruşturma sürüyor ve masumiyet karinesi herkes için geçerlidir. Aşağıda hiçbir kişi veya şirket hakkında suçluluk değerlendirmesi yapılmamaktadır. Anlatılan, mevzuatın hangi ihtimalde hangi sonuca bağlandığıdır.

Kısaca Ne Oldu?

Kamuya yansıyan bilgilere göre kronoloji kabaca şöyle işledi: Eylül ayının ortasında bazı portföy yönetim şirketlerinin fonları, katılma payı iade ödemelerinde temerrüde düştüklerini Kamuyu Aydınlatma Platformu'na bildirdi. Yani yatırımcı "paramı istiyorum" dediğinde fon ödeyemedi.

Ardından Sermaye Piyasası Kurulu, bazı paylardaki işlemler nedeniyle piyasa dolandırıcılığı iddiasıyla suç duyurusunda bulundu ve işlem yasakları getirdi. 17 Eylül 2026 tarihinde ise yedi portföy yönetim şirketine (Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1 Capital, Pardus ve Bulls) ait fonlar TEFAS'ta işleme kapatıldı ve 130 fon için tasfiye süreci başlatıldı. Etkilenen yatırımcı sayısı fon bazında 500 binin üzerinde.

Tasfiye kapsamındaki fonların portföy saklayıcılığına bankalar görevlendirildi: Tera Portföy'ün kurucusu olduğu fonlar için Türkiye İş Bankası, diğer altı şirketin fonları için T.C. Ziraat Bankası.

Ceza tarafında da hareket var: bazı yöneticiler hakkında gözaltı ve tutuklama kararları verildi, bazıları hakkında yurt dışı çıkış yasağı uygulandı. Savcılık soruşturması sürüyor.

İddia edilen mekanizma ise özetle şu: derinliği az bazı hisselerin yüklü alımlarla fiyatının ve dolayısıyla fon getirisinin şişirilmesi; yüksek getiriyle çekilen yeni yatırımcı parasının aynı hisselere yönlendirilmesi; ve "düşük riskli" diye pazarlanan fonlardaki paranın bu yapının finansmanında kullanılması. Bu iddiaların doğruluğunu soruşturma ve yargılama belirleyecek.

Önce İyi Haber: Fon Malvarlığı Ayrıdır

Panik hâlindeki yatırımcının ilk korkusu şudur: "Şirket battı, param onun borçlarına gitti."

Hukuken bu mümkün değildir. Sermaye Piyasası Kanunu m. 53 bu konuda son derece korumacıdır ve yazının en rahatlatıcı hükmü budur:

  • m. 53/1: "Fonun mal varlığı, portföy yönetim şirketi ve portföy saklama hizmetini yürütecek kuruluşun mal varlığından ayrıdır."
  • m. 53/2: Fon malvarlığı, portföy yönetim şirketinin veya saklayıcının yönetiminin ya da denetiminin kamu kurumlarına devredilmesi hâlinde dahi başka bir amaçla tasarruf edilemez; kamu alacaklarının tahsili amacı da dâhil olmak üzere haczedilemez, üzerine ihtiyati tedbir konulamaz ve iflas masasına dâhil edilemez.
  • m. 53/3: "Fon mal varlığının tasfiyesi durumunda yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir."
  • m. 53/4: Portföy yönetim şirketinin üçüncü kişilere borçları ile fonların aynı kişilerden alacakları birbirine mahsup edilemez.

Bunun pratik anlamı: kurucu şirket iflas etse bile fondaki varlıklar onun alacaklılarına gitmez, vergi dairesi haczedemez, iflas masasına girmez. Tasfiyeden çıkan para yalnızca size ve diğer katılma payı sahiplerine payınız oranında dağıtılır.

Peki teminat meselesi?

m. 53/2'nin ilk cümlesi bir yasak koyar ve dar bir istisna tanır: fon malvarlığı teminat gösterilemez ve rehnedilemez — ancak fon hesabına olması ve fon iç tüzüğünde hüküm bulunması şartıyla kredi almak, türev araç işlemleri, açığa satış işlemleri veya fon adına taraf olunan benzer nitelikteki işlemler bunun dışındadır.

Kamuoyunda tartışılan "fon varlıklarının teminat gösterilmesi" iddiası hukuken tam olarak bu hükümde düğümleniyor. İşlem fon hesabına mı yapılmış, yoksa fon dışındaki bir yapının finansmanına mı hizmet etmiş? İç tüzükte buna imkân veren hüküm var mıymış? Bu iki sorunun cevabı, sorumluluğun yönünü belirleyecek.

Fonun İçinde Ne Var? — Kamuya Açık Veriyle Bakmak

Bu başlığı özellikle ekliyorum, çünkü yatırımcıların çoğu "hiçbir şey bilmiyoruz" hissiyle bekliyor. Oysa fon portföylerinin varlık kırılımı TEFAS üzerinden kamuya açıktır ve geriye dönük olarak günlük görülebilir. Aşağıdaki tablolar herkesin erişebileceği veriden alınmıştır.

Önce kuralı koyalım. Para piyasası fonunun ne olduğunu Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-52.1) tanımlar. Para Piyasası Şemsiye Fonu, "portföyünün tamamı devamlı olarak, vadesine en fazla 184 gün kalmış LİKİDİTESİ YÜKSEK para ve sermaye piyasası araçlarından oluşan ve portföyünün günlük olarak hesaplanan ağırlıklı ortalama vadesi en fazla 45 gün olan" fonları kapsar.

Dikkat: "likiditesi yüksek" ifadesi bir pazarlama sözü değil, tür tanımının unsurudur. Bir fonun bu adı taşıyabilmesi hukuken buna bağlıdır.

Kriz öncesi ve sonrası: beş haftada ne değişti?

Krizin merkezindeki fonlardan biri olan Pusula Portföy Para Piyasası (TL) Fonu (kod: PRY) örneğine bakalım. Aynı fonun iki farklı tarihteki varlık dağılımı şöyle:

Varlık türü 14 Ağustos 2026 18 Eylül 2026
Ters-repo%55,87—
Borsa İstanbul Para Piyasası%19,76—
Mevduat (TL)%9,21—
Devlet tahvili + hazine bonosu%10,52%0,01
Finansman bonosu%0,73%62,71
Özel sektör kira sertifikaları%0,33%29,78
Özel sektör tahvili%0,05%3,73
Diğer kalemler%3,53%3,77

Tabloyu tek cümleyle özetlemek gerekirse: 14 Ağustos'ta fonun yaklaşık %85'i günlük nakde dönebilen kalemlerden (ters-repo, borsa para piyasası, mevduat) oluşuyordu ve özel sektör borçlanma aracı payı %1,1'di. 18 Eylül'de likit kalemlerin tamamı sıfırlanmış, özel sektör kâğıdı %96,2'ye çıkmıştı.

Bu ne anlama geliyor — ve ne anlama gelmiyor?

Burada dürüst olmak gerekiyor, çünkü bu veri iki farklı şekilde okunabilir ve yanlış okuma dava stratejisini bozar.

Veri tek başına "fon baştan beri çöple doluydu" demez. Aksine, Ağustos ortasındaki tablo bir para piyasası fonundan beklenen tabloya oldukça yakındır. Aradaki değişimin büyük bölümü büyük olasılıkla bileşim etkisidir: yoğun iade talepleri gelince önce satılabilen varlıklar satılır. Geriye satılamayan kalır. Yüzdeler bu yüzden yer değiştirir.

Ama işte tam da bu, meselenin kendisidir. Çünkü bu mekanizmanın adı vardır: erken çıkan tam alır, geç kalan kilitlenir. Fon elindeki likit varlıkları ilk iade taleplerini karşılamak için kullanır; sonrakilere satılamayan kâğıt kalır. Hukuken sorulacak sorular şunlardır:

  • Likidite tükenirken birim pay değeri doğru hesaplandı mı? Erken çıkanlar, geride kalan portföyün taşıyamayacağı bir değer üzerinden mi ödendi? Bu doğrudan SPKn m. 56/1-c kapsamındadır — birim katılma payı değerinin değerleme esaslarına göre hesaplanmasını sağlamak portföy saklayıcısının yükümlülüğüdür.
  • Likidite azalırken fon yeni özel sektör kâğıdı satın aldı mı? Yoksa yalnızca mevcut kâğıt mı kaldı? Bu ikisi tamamen farklı sonuçlar doğurur ve cevabı günlük portföy verisinde gizlidir.
  • Bu kâğıtların ihraççıları kimlerdi? İhraççı yoğunlaşma sınırları ve ilişkili taraf kuralları aşıldı mı? SPK'nın Yatırım Fonlarına İlişkin Rehberi, ilişkili tarafların ihracına aracılık ettiği özel sektör borçlanma araçlarının portföye dâhil edilmesini ayrı bir başlık altında özel esaslara bağlamıştır.
  • Tür tanımındaki "likiditesi yüksek" unsuru hangi tarihten itibaren sağlanmaz hâle geldi? Ve bu tarihte hangi tedbir alındı?

Bu sorular soyut değildir. Her birinin cevabı, günlük yayımlanan portföy verisi ile fonun iç tüzüğü karşılaştırılarak aranabilir.

Yedi şirketin hepsi aynı değil

Bir noktanın altını çizmek gerekiyor, çünkü yazının başındaki uyarının somut karşılığı budur. Tasfiye kapsamındaki fonların tamamı aynı tabloyu göstermiyor.

Karşılaştırma için, yine 18 Eylül 2026 tarihli veriyle üç para piyasası fonu:

Fon Likit kalemler
(repo, para piyasası, mevduat)
Kamu borçlanma
araçları
Özel sektör
borçlanma araçları
Pusula Para Piyasası (PRY)%0%0,01%96,22
Bulls Para Piyasası (BPZ)%72,24%8,54%19,22
Nurol Para Piyasası (PPN)
— tasfiye kapsamı dışında, emsal
%70,94%13,31%15,51

Görüldüğü gibi, tasfiye kapsamındaki Bulls fonunun 18 Eylül tablosu, kapsam dışındaki emsal fona oldukça yakındır. Yani "tasfiyeye alındı" ile "içi boşaltıldı" aynı şey değildir. SPK'nın tedbiri, ait olduğu şirket grubu üzerinden toplu biçimde uygulanmıştır; her fonun kendi durumu ayrı incelenmelidir.

Bunun sizin için pratik anlamı büyük: fonunuzun durumu, haberlerdeki genel tablodan farklı olabilir. Dava değerlendirmesi fon bazında yapılmalıdır.

Bu veriye siz de bakabilirsiniz

  • TEFAS üzerinden fonunuzun kodunu aratarak portföy dağılımını ve geçmiş tarihli kırılımını görebilirsiniz. Kriz öncesi bir tarih ile bugünü karşılaştırın.
  • KAP'ın fon bilgileri sayfasından fonun iç tüzüğüne, izahnamesine ve yatırımcı bilgi formuna ulaşabilirsiniz. İç tüzük, fonun neyi yapıp yapamayacağını belirleyen sözleşmedir; iddialar onunla karşılaştırılır.
  • Gördüğünüz ekranların tarihli ekran görüntüsünü alın. Tasfiye tamamlandığında bu sayfaların bir kısmı yayından kalkacaktır.

Bu veriyi toplamak avukatlık bilgisi gerektirmez; bir saatlik işinizdir ve dosyanızın en değerli parçası olabilir.

Tasfiye Nasıl İşleyecek?

SPK'nın belirlediği esaslara göre süreç şöyle yürüyor:

  • Fon varlıkları, yatırımcı menfaati ve piyasa koşulları gözetilerek, portföy saklayıcısı bankaların belirleyeceği sıklıkta nakde çevrilecek.
  • Elde edilen nakit, mutabakatı yapılmış bireysel saklama hesaplarına, katılma payı sahipliği oranında aktarılacak.
  • Tasfiye, duyuru tarihinden itibaren en fazla üç ay içinde tamamlanacak; Kurul gerekli görürse süre uzatılabilecek.
  • 17 Eylül 2026'dan itibaren alım veya iade talimatı verilemiyor — TEFAS üzerinden de, TEFAS dışı kanallardan da.

Yani şu an yapabileceğiniz bir "satış" işlemi yok. Bu, hareketsiz kalmanız gerektiği anlamına gelmiyor — aksine, bu üç aylık süre delil toplamak için elinizdeki en değerli zaman dilimi.

Asıl Soru: Zararınız Tam Olarak Nedir?

Bu, dava açılıp açılmayacağını belirleyen teknik ama hayati sorudur ve karıştırılmaması gerekir.

Sermaye piyasasında fiyat riski yatırımcıya aittir. Bir fon, portföyündeki hisseler düştüğü için değer kaybettiyse bu kural olarak tazmin edilebilir bir zarar değildir. Riski alan sizsiniz.

Tazmin edilebilir zarar, bundan farklı bir şeydir ve şu soruya dayanır:

"Fon, mevzuata ve kendi iç tüzüğüne uygun yönetilseydi bugün elimde ne olurdu — şimdi ne var? Aradaki fark nedir?"

Bu farkı doğuran tipik durumlar şunlardır:

  • Portföy sınırlamalarının aşılması. Fon türüne göre portföyde bulundurulabilecek varlıklar ve oran sınırları mevzuatla belirlidir (SPKn m. 54/1-a). Bir para piyasası fonunun taşıyamayacağı riskleri taşıması, başlı başına bir aykırılıktır.
  • Değerleme esaslarına aykırı fiyatlama. Birim katılma payı değerinin gerçeğe uygun hesaplanmaması, yatırımcının yanlış fiyattan alım veya iade yapmasına yol açar.
  • İzahname ve tanıtım belgelerindeki risk beyanının gerçeği yansıtmaması. "Düşük riskli", "günlük nakde dönüşebilir" ifadeleriyle sunulan bir üründe gerçekte bunların sağlanmaması.
  • İlişkili taraf işlemleri ve çıkar çatışması. Fon parasının, fonun yararına değil kurucunun ya da ilişkili yapıların yararına kullanılması.

Kısacası: "Param azaldı" bir dava sebebi değildir. "Param, olmaması gereken bir şey yapıldığı için azaldı" dava sebebidir. Yol haritasının tamamı bu ayrımın ispatı üzerine kuruludur.

Kime Karşı Ne İleri Sürülebilir?

Muhataplar tek değil. Sermaye Piyasası Kanunu birden fazla sorumluluk kapısı tanımlıyor.

1. Kurucu portföy yönetim şirketi

SPKn m. 52/3 açıktır: portföy yönetim şirketi, fonu "yatırım fonu katılma payı sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde" temsil eder, yönetir veya yönetimini denetler. Fon varlıkları üzerinde "mevzuat ve fon iç tüzüğüne uygun olarak" tasarrufta bulunmaya yetkilidir.

Sorumluluğun hukuki niteliği bakımından m. 52/4 belirleyicidir: portföy yönetim şirketi ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkiye, hüküm bulunmayan hâllerde Türk Borçlar Kanunu'nun 502 ila 514. maddeleri — yani vekâlet sözleşmesi hükümleri — kıyasen uygulanır.

Bu atıf önemlidir. Vekâlet ilişkisinde vekil, işi özenle ve sadakatle yürütmekle yükümlüdür ve özen ölçütü öznel değil objektiftir: aynı alanda faaliyet gösteren basiretli bir profesyonelden beklenen davranış esas alınır. Profesyonel bir portföy yöneticisinden beklenen özen, sıradan bir kişiden beklenenden yüksektir.

2. Portföy saklayıcısı — en çok gözden kaçan muhatap

Yol haritasının en kritik başlığı budur ve yatırımcıların büyük kısmı bu kapının varlığını bilmiyor.

Portföy saklayıcısı, fon varlıklarının saklandığı kuruluştur — uygulamada bir bankadır. Ama görevi "kasada tutmak"tan ibaret değildir. SPKn m. 56/1, saklama hizmetinin kapsamını sayar ve şunların sağlanmasını içerir:

  • Katılma paylarının ihraç ve itfa işlemlerinin mevzuata ve fon iç tüzüğüne uygunluğu,
  • Birim katılma payı değerinin belirlenen değerleme esaslarına göre hesaplanması,
  • Portföy yönetim şirketi talimatlarının mevzuata ve iç tüzüğe aykırı olmamak şartıyla yerine getirilmesi,
  • Fonun varlık alım satımlarının, portföy yapılarının ve işlemlerinin mevzuat ile fon iç tüzüğü hükümlerine uygunluğu (m. 56/1-f),
  • Fon gelirlerinin mevzuata uygun kullanılması.

Ve asıl hüküm, m. 56/2:

"Bu madde kapsamında portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş, yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yatırım fonlarında portföy yönetim şirketi ve KATILMA PAYI SAHİPLERİNE ... verdiği zararlardan sorumludur."

Yani saklayıcı, doğrudan size karşı sorumludur. Ve m. 56/3'ün son cümlesi tereddüde yer bırakmaz: "Pay veya katılma payı sahiplerinin dava açma hakkı saklıdır."

m. 56/6 da iki kurumun bağımsızlığını vurgular: saklayıcı ile portföy yönetim şirketi aynı tüzel kişi olamaz ve her ikisi de görevlerini "birbirlerinden bağımsız ve sadece katılma payı sahiplerinin menfaatleri doğrultusunda" yerine getirmekle yükümlüdür. m. 56/7 ise çapraz yöneticilik yasağı getirir.

Birden fazla saklayıcı varsa m. 56/4 uyarınca hepsi müteselsilen sorumludur.

Neden bu kadar önemli? Çünkü sorumluluğu tartışılacak kurumlar arasında ödeme gücü yüksek bankalar bulunuyor. Kurucu şirketten tahsil edilemeyen bir zarar için saklayıcının sorumluluğu gündeme gelebilir.

Ancak burada çok önemli bir ayrım var ve yanlış anlaşılmaması gerekir: tasfiye için yeni görevlendirilen bankalar (İş Bankası ve Ziraat Bankası), bu görevi kriz ortaya çıktıktan sonra üstlendiler. m. 56 kapsamındaki sorumluluk, her kurumun fiilen saklayıcı olduğu döneme ve o dönemdeki kendi yükümlülüklerine ilişkindir. Dolayısıyla "saklayıcı banka sorumludur" cümlesi, tasfiye için atanan bankaları geçmiş dönem işlemlerinden sorumlu tutan bir cümle değildir. Her fonun ilgili dönemdeki saklayıcısının kim olduğu ve o kurumun m. 56/1'deki denetim yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, dosya bazında incelenmesi gereken bir meseledir.

3. Yöneticiler ve yönetim kurulu üyeleri

Tüzel kişinin sorumluluğu yanında, yöneticilerin kişisel sorumluluğu da gündeme gelebilir. Dayanaklar: Türk Ticaret Kanunu'nun yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri, Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümleri ve aşağıdaki izahname sorumluluğu.

4. İzahname ve tanıtım belgelerinden doğan sorumluluk

SPKn m. 10/1: "İzahnamede yer alan yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgilerden kaynaklanan zararlardan ihraççılar sorumludur." Zararın onlardan tazmin edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması hâlinde; halka arz edenler, ihraca aracılık eden lider aracı kurum, varsa garantör ve ihraççının yönetim kurulu üyeleri, kusurlarına ve durumun gereklerine göre zararlar kendilerine yükletilebildiği ölçüde sorumludur.

m. 10/2 ise halkayı genişletir: bağımsız denetim, derecelendirme ve değerleme kuruluşları gibi izahnamede yer almak üzere rapor hazırlayanlar da hazırladıkları raporlardaki yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgilerden sorumludur.

"Düşük risk" etiketinin gerçeği yansıtmadığı iddiası, hukuken tam olarak bu maddenin alanına girer. Bu yüzden fonun izahnamesini, yatırımcı bilgi formunu ve size gösterilen tanıtım materyallerini saklamak kritik önemdedir.

5. Satışı yapan kuruluş

Fonu size satan kuruluşun (banka şubesi, aracı kurum, dijital platform) kendi yükümlülükleri vardır: yatırımcının risk profilinin ölçülmesi ve ürünün bu profile uygunluğunun değerlendirilmesi. Risk profiliniz düşük çıkmasına rağmen yüksek riskli bir ürüne yönlendirildiyseniz, bu ayrı bir tartışma başlığıdır.

Bu yüzden doldurduğunuz uygunluk/yerindelik testini ve çıkan risk skorunu isteyin; ayrıca satış anındaki yazışmaları, SMS ve e-postaları, varsa telefon kaydı taleplerinizi bugünden gündeme getirin.

Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) Sizi Kurtarır mı? — Büyük İhtimalle Hayır

Bu başlığı ayrı ve net yazmak zorundayım, çünkü en yaygın yanlış beklenti budur.

YTM, SPKn m. 83 ile kurulmuş kamu tüzel kişiliğini haiz bir yapıdır. Ancak kapsamı dardır. m. 84/1'e göre tazminin kapsamını, "yatırım kuruluşu tarafından yatırımcı adına saklanan veya yönetilen nakit ödeme veya sermaye piyasası araçlarının TESLİM YÜKÜMLÜLÜKLERİNİN YERİNE GETİRİLMEMESİNDEN" kaynaklanan talepler oluşturur.

Ve m. 84/2'nin son cümlesi kapıyı açıkça kapatır:

"Yatırımcıların yatırım danışmanlığı veya piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararları tazmin kapsamında değildir."

Üç şeyi birlikte okumak gerekiyor:

  • YTM tazmini için önce, ilgili yatırım kuruluşu hakkında Kurulca "yatırımcıları tazmin kararı" verilmiş olması gerekir (m. 84/2). Bir fonun tasfiyeye alınması bu anlama gelmez.
  • Fonun değer kaybı, mekanizma olarak "teslim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi" değil, portföyün değerindeki azalmadır.
  • Kapsama girse dahi azami tazmin tutarı kişi başına 100.000 TL'dir (her yıl yeniden değerleme oranında artırılır; Kurulun teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca beş katına kadar artırılabilir). Bu sınır, hesap sayısı ve türüne bakılmaksızın bir yatırımcının aynı kuruluştan olan taleplerinin tümünü kapsar.

Kısacası: YTM'yi beklemek strateji değildir. Gerçek yol, tasfiyeden gelecek payı almak ve aradaki farkı sorumlulardan talep etmektir.

Ceza Tarafı: Suç Duyurusu Yetmez

Bu da bilinmesi gereken bir usul kuralıdır ve sürpriz yaratır.

İddia edilen fiillerin karşılığı SPKn m. 107'deki piyasa dolandırıcılığı suçudur. Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım satım yapanlar, emir verenler, emir iptal veya değiştirenler ya da hesap hareketleri gerçekleştirenler üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Adli para cezası, suçtan elde edilen menfaatten az olamaz.

m. 107/2 ise bilgi yayma yoluyla işlenen hâli düzenler: fiyatları, değerleri veya yatırımcı kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan ve bu suretle menfaat sağlayanlar için de üç yıldan beş yıla kadar hapis öngörülmüştür.

Ancak usul kuralı şudur — SPKn m. 115/1: "Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir."

Yani bireysel yatırımcının tek başına yapacağı suç duyurusu, bu suçlar bakımından tek başına soruşturma başlatmaya yetmez; SPK'nın yazılı başvurusu şarttır. Bu hüküm kulağa caydırıcı gelse de sizi etkisiz bırakmaz, çünkü:

  • SPK'ya şikâyette bulunabilirsiniz. Kurul'un başvuru yapmasını sağlayacak olan da bu bildirimlerdir. Somut, belgeli ve tarih içeren şikâyetler, genel ifadelerden çok daha etkilidir.
  • Kamu davası açıldığında katılan (müdahil) olabilirsiniz. Suçtan zarar gören sıfatıyla davaya katılmak, dosyaya erişim ve delil talep etme imkânı verir — ki hukuk davanız için en değerli delil havuzu ceza dosyasıdır.
  • SPK, iddianamenin kabulüyle birlikte kendiliğinden katılan sıfatını kazanır (m. 115/2) ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı itiraza yetkilidir (m. 115/4).
  • Fiiller aynı zamanda güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, zimmet gibi Türk Ceza Kanunu suçlarını da oluşturabilir; bu suçlar bakımından muhakeme şartı yoktur.

Ayrıca m. 107/3'teki etkin pişmanlık hükmünü de bilmekte yarar var: fail, elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katını (beş yüz bin TL'den az olmamak üzere) Hazineye öderse, soruşturma başlamadan önce ödemesi hâlinde ceza verilmez; soruşturma evresinde yarı, kovuşturma evresinde üçte bir oranında indirim uygulanır. Bu ödeme Hazineye yapılır — yatırımcıya değil. Ceza dosyasındaki bir "pişmanlık", sizin alacağınızı ortadan kaldırmaz.

SPK'ya Karşı Dava Açılabilir mi?

Sorulması kaçınılmaz olan soru budur: denetim görevini gereği gibi yerine getirmediği ileri sürülen Kurul'a karşı ne yapılabilir?

Teorik cevap: idarenin hizmet kusuruna dayalı olarak idari yargıda tam yargı davası açılması mümkündür. SPKn m. 133/4 husumet konusunu da düzenler: Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurul personeli aleyhine, Kurul'un bu Kanunda belirtilen görevlere ilişkin karar, eylem ve işlemleri sebebiyle açılmış veya açılacak her türlü tazminat ve alacak davası Kurul aleyhine açılmış sayılır ve husumet Kurul'a yöneltilir.

Pratik cevap ise daha temkinli olmalıdır. Bu tür davalarda hizmet kusurunun ve bu kusur ile zarar arasındaki illiyet bağının ispatı zordur; denetim otoritelerinin takdir yetkisi geniş yorumlanır. Bu yolu tamamen dışlamak doğru olmaz, ancak birincil strateji olarak kurgulamak da gerçekçi değildir. Önceliğin doğrudan sorumluluk kapılarında (kurucu ve saklayıcı) olması gerekir.

Yol Haritası: Şimdi, Sırasıyla Ne Yapmalısınız?

Adım 1 — Belgeleri bugün toplayın

Her şeyin başı budur. Tasfiye ilerledikçe ekranlardaki bilgiler değişecek; bugünkü görüntü yarın kaybolabilir.

  • Hesap ekstreleri: fona giriş ve çıkış tarihleriniz, her işlemdeki birim pay fiyatı, adet ve tutar. Mümkünse ilk alımdan bugüne tüm hareketler.
  • Ekran görüntüleri: fonun bugünkü durumu, işleme kapalı olduğunu gösteren ekran, son görülen birim pay değeri. Tarih ve saat görünecek şekilde.
  • İzahname, yatırımcı bilgi formu ve fon iç tüzüğü (KAP'ın fon bilgileri sayfasından indirilebilir). Özellikle risk değeri/risk skoru ve fon türü (para piyasası, serbest, hisse senedi yoğun) yazan sayfalar.
  • TEFAS portföy dağılımı — kriz öncesi ve bugün. Yukarıda anlattığım karşılaştırmayı kendi fonunuz için yapın ve iki tarihin de ekran görüntüsünü alın. Bu sayfalar tasfiye sonrası yayından kalkabilir.
  • Uygunluk ve yerindelik testi sonuçlarınız ile çıkan risk profiliniz.
  • Satış aşamasındaki iletişim: bankacınızla yazışmalar, SMS'ler, e-postalar, uygulama bildirimleri, size gönderilen tanıtım metinleri.
  • İade talebiniz ve reddi: "paramı çekmek istiyorum" talimatınızı verdiğiniz an ve gelen cevap. Temerrüdün ispatı için en değerli belge budur.
  • KAP açıklamaları ve size yapılan resmi bildirimler.

Bunları bir klasörde, tarih sırasına göre toplayın. Avukata gittiğinizde ilk isteyeceği şey budur ve bu klasörün kalitesi dosyanın kaderini belirler.

Adım 2 — Talimatlarınızı yazılı hâle getirin

Sözlü görüşmelerin hukuki değeri yoktur. Kuruma yönelttiğiniz her talebi — bilgi talebi, belge talebi, iade talebi — yazılı kanaldan (KEP, e-posta, uygulama içi yazılı başvuru) yapın ve kaydını saklayın. Aldığınız cevapları da aynı şekilde saklayın.

Adım 3 — SPK'ya şikâyette bulunun

Kurul'un şikâyet ve bildirim kanalları üzerinden başvurun. Şikâyetinizin somut olması esastır: hangi fon, hangi tarihte hangi işlem, hangi belgeye dayanıyor. "Mağdur oldum" cümlesi tek başına bir dosya üretmez; "şu tarihte iade talebim verildi, şu tarihte karşılanmadı, elimde şu belge var" cümlesi üretir.

Bunun ayrıca stratejik bir işlevi vardır: m. 115 uyarınca ceza soruşturmasının önünü açacak olan Kurul başvurusudur.

Adım 4 — Tasfiyeyi takip edin ve gelen tutarı kaydedin

Tasfiyeden hesabınıza aktarılan tutarı, aktarım tarihini ve dayanağını mutlaka kayıt altına alın. Talep edeceğiniz zarar, bu tutar belli olmadan hesaplanamaz. Tasfiye payı, zararın mahsup edilecek kısmıdır.

Adım 5 — Zararı hesaplatın

Bu, bilirkişi işidir ve yukarıda anlattığım "olması gereken ile olan arasındaki fark" üzerine kurulur. Değerlendirilecek sorular: fon portföyü mevzuata ve iç tüzüğe uygun muydu; birim pay değeri doğru hesaplanmış mıydı; sizin alım ve iade işlemlerinizin yapıldığı fiyat gerçeği yansıtıyor muydu.

Adım 6 — Dava stratejisini belirleyin

Kime karşı, hangi sıfatla, hangi mahkemede. Muhatap birden fazla olabilir ve müteselsil sorumluluk söz konusu olabilir. Burada, İnşaatta İş Kazası yazısında müteselsil sorumluluk başlığı altında ayrıntılı işlediğim bir uyarıyı tekrarlıyorum — kural sermaye piyasasında da aynıdır: sorumlulardan biriyle yapılacak bir sulh veya feragat, diğerlerine karşı hakkınızı daraltabilir. Gelen "şu kadarına razı ol" tekliflerini imzalamadan önce hukuki sonucunu öğrenin.

Adım 7 — Ceza dosyasını takip edin, katılan olun

Kamu davası açıldığında suçtan zarar gören sıfatıyla katılma talebinde bulunun. Ceza dosyasındaki bilirkişi raporları, el konulan kayıtlar ve müfettiş raporları, hukuk davanızda tek başınıza ulaşamayacağınız delillerdir.

Dikkat: Bunları Yapmayın

  • Okumadan hiçbir şey imzalamayın. Özellikle "ibraname", "feragat", "sulh", "tüm haklarımdan vazgeçiyorum" ifadeleri içeren metinleri.
  • Sosyal medyada organize edilen "toplu dava" çağrılarına belge göndermeden önce muhatabın kim olduğunu doğrulayın. Kriz dönemleri, mağduriyet üzerinden ikinci bir mağduriyet üretmeye çalışanlar için verimli dönemlerdir.
  • Süre beklemeyin ama panikle de dava açmayın. Zararın miktarı tasfiye tamamlanmadan netleşmez; erken açılan dava eksik hesapla sonuçlanabilir. Doğru yaklaşım, bugünden delil toplayıp tasfiye sonucunu beklemektir.
  • Zamanaşımını da ihmal etmeyin. Sorumluluğun hukuki niteliğine (sözleşmeye aykırılık mı, haksız fiil mi) göre farklı süreler işler ve fiil suç oluşturuyorsa daha uzun ceza zamanaşımı gündeme gelebilir. Dosyanıza uygulanacak süreyi başta tespit ettirin.

Sonuç

Bu tablodaki yatırımcının elinde, göründüğünden fazla hukuki imkân var.

Kanun, fon malvarlığını kurucunun ve saklayıcının malvarlığından kesin biçimde ayırmış; tasfiyede yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabileceğini söylemiş; portföy saklayıcısını doğrudan katılma payı sahiplerine karşı sorumlu tutmuş ve dava hakkını açıkça saklı bırakmıştır. Bunlar zayıf değil, güçlü hükümlerdir.

Buna karşılık iki gerçeği de olduğu gibi söylemek gerekir. Birincisi, fiyat riski yatırımcıya aittir — tazmin edilebilir olan, mevzuata aykırılıktan doğan farktır. İkincisi, bu farkın ispatı belgeye dayanır. Kim ne zaman ne aldı, hangi fiyattan, hangi risk beyanına güvenerek, iade talebi ne zaman verildi ve neden karşılanmadı.

Bu belgelerin toplanacağı en iyi zaman şimdi. Tasfiye ilerledikçe ekranlar değişecek, kayıtlar arşive düşecek, tanıklar dağılacak. Kaza sonrası fotoğraf çekmek gibi: bugün mümkün olan, altı ay sonra mümkün olmayabilir.

Çanakkale ve çevresinde yatırım fonu tasfiyesinden kaynaklanan zararların tespiti, kurucu portföy yönetim şirketi ve portföy saklayıcısına karşı tazminat talepleri, SPK'ya yapılacak şikâyet başvuruları ve ceza soruşturmalarına katılan sıfatıyla dahil olma süreçlerinde hukuki destek sunuyorum. Belgelerinizi birlikte değerlendirmek için iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz. İlgili hizmet alanları için Çanakkale Şirketler Avukatı, Çanakkale Tüketici Avukatı ve Çanakkale Ceza Avukatı sayfalarına göz atabilirsiniz. Alacağın tahsili tarafı için Alacak Tahsili yazısı da yardımcı olabilir.

Bu yazı 19 Eylül 2026 tarihi itibarıyla kamuya açık bilgilere ve yürürlükteki mevzuata dayanmaktadır. Süreç hızla gelişmekte olup SPK kararları, tasfiye esasları ve soruşturmanın seyri değişebilir; güncel durumu resmî kaynaklardan teyit ediniz. Yazı genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki danışmanlık yerine geçmez ve hiçbir kişi veya kurum hakkında suçluluk değerlendirmesi içermez; soruşturma sürmekte olup masumiyet karinesi geçerlidir. Yatırım tavsiyesi de değildir. Somut durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanızı öneririm.

Mevzuat ve Kaynaklar

  1. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu: m. 10 (izahnameden sorumlu kişiler), m. 52 (yatırım fonları; portföy yönetim şirketinin katılma payı sahiplerinin haklarını koruma yükümlülüğü ve Türk Borçlar Kanunu m. 502-514'e yapılan atıf), m. 53 (fon malvarlığının ayrılığı; teminat ve rehin yasağı ile istisnası; haciz, ihtiyati tedbir ve iflas masasına dâhil edilme yasağı; tasfiyede yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme; mahsup yasağı), m. 54 (Kurula tanınan yetkiler: portföy sınırlamaları, değerleme esasları, tasfiye, izahname ve kamuyu aydınlatma), m. 56 (portföy saklama hizmeti ve bundan doğan sorumluluk; saklayıcının katılma payı sahiplerine karşı sorumluluğu, katılma payı sahiplerinin dava hakkının saklı olması, müteselsil sorumluluk, bağımsızlık ve çapraz yöneticilik yasağı), m. 83 ve m. 84 (Yatırımcı Tazmin Merkezi ve tazminin kapsamı; fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararların kapsam dışı olması ve azami tazmin tutarı), m. 101 (inceleme sürecinde uygulanacak tedbirler), m. 107 (piyasa dolandırıcılığı ve etkin pişmanlık), m. 115 (yazılı başvuru şartı; Kurulun katılan sıfatı ve itiraz yetkisi), m. 133 (Kurul aleyhine açılmış sayılan davalar ve husumet).
  2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 502-514 (vekâlet sözleşmesi; vekilin özen ve sadakat borcu) ile haksız fiil hükümleri; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri.
  3. Para piyasası fonu tanımı ve "likiditesi yüksek" unsuru ile 184 gün / 45 gün vade sınırları bakımından: Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-52.1), şemsiye fon türlerine ilişkin hüküm. İlişkili tarafların ihracına aracılık ettiği özel sektör borçlanma araçlarına ilişkin özel esaslar bakımından: SPK Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber, "Fon Portföyünü Oluşturan Varlık ve İşlemlere İlişkin Esaslar" başlığı.
  4. Portföy dağılımı verileri TEFAS (Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu) üzerinden kamuya açık olarak yayımlanan günlük varlık kırılımlarından alınmıştır; tarihler tabloda gösterilmiştir (14 Ağustos 2026 ve 18 Eylül 2026). Veriler yüzde cinsindendir ve yuvarlamadan kaynaklanan küçük farklar bulunabilir. Karşılaştırmada kullanılan fon kodları: PRY (Pusula Portföy Para Piyasası TL Fonu), BPZ (Bulls Portföy Para Piyasası TL Fonu), PPN (Nurol Portföy Para Piyasası TL Fonu — tasfiye kapsamı dışında, yalnızca emsal olarak).
  5. Olaylara ilişkin kronoloji, tasfiye esasları ve portföy saklayıcısı görevlendirmeleri bakımından Sermaye Piyasası Kurulu duyuruları ile 15-17 Eylül 2026 tarihli KAP açıklamaları ve bunlara dayanan basın haberleri esas alınmıştır. Süreç devam etmekte olup bilgiler 19 Eylül 2026 tarihi itibarıyladır.
İletişime Geç ← Blog Listesine Dön